Editörün SeçimiRapor

18 İranlı Kürt Hak Arayan Aileden İnsanlığın Uyanmış Vicdanına Açık Mektup

İranlı Ailelerin Erbil Mahkemesinde Hüseyin Yazdanpanah ve "PAK" Grubuna Karşı Açtığı Dava Dosyasının İki Yıllık Belirsizliğine Karşı Adalet Mücadelesi ve Çocuklarının Özgürlüğü Talebi

Vicdanı hâlâ diri olan tüm insanlara hitaben

İnsanlık adına

Bizler, İranlı Kürt hak arayan aileler olarak bu açık mektubu sadece hükümetlere ve resmi kurumlara değil, doğrudan insanlığın uyanmış vicdanına yazıyoruz; bir annenin feryadını, bir babanın yol gözleyen gözlerini ve bir ailenin yapısal yıkılışını hâlâ kalbinde hissedebilen her insana.

Yıllardır evlatlarımız, masum genç kızlarımız ve oğullarımız, Hüseyin Yazdanpanah’ın mutlak liderliğindeki PAK (Kürdistan Özgürlük Partisi) adlı paramiliter örgütün kamplarında esir tutulmaktadır. Bu kampların içinden sızan belgelenmiş anlatılar; ağır psikolojik baskının, sistemsel mahrumiyetin, organize şiddetin, aileyle bağların tamamen koparılmasının ve insanlık dışı muamelelerin dehşet verici bir tablosunu gözler önüne sermektedir. Bu kamplarda yaşananlar ne bir siyasi faaliyettir ne de bir özgürlük mücadelesidir; aksine, insan iradesinin gasbedilmesinin, ruhun esaretinin ve insanlık onurunun sistemli bir şekilde yok edilmesinin en açık kanıtıdır. Bizler, yıllardır umut ile kabus arasındaki o ince çizgide yaşayan aileleriz. Evladının sesine hasret bırakılan anneler, her gece çocuklarının gençlik fotoğraflarına sarılarak uykuya dalan babalar, sevdiklerinin hayatta mı olduğunu yoksa sessiz bir şiddetin kurbanı mı olduğunu bilemeyen kardeşleriz.

İki yıl önce, doğrudan gelen güvenlik tehditlerine, ağır sistemsel baskılara ve yıpratıcı maddi maliyetlere göğüs gererek, Hüseyin Yazdanpanah ve emrindeki gruba karşı Erbil mahkemesinde resmi bir dava açtık. Bu dava; kaçırma, aileyle iletişimin zorla engellenmesi, yasa dışı alıkoyma, sistemsel şiddet uygulama ve kamplarda mahsur kalan üyelerin temel insan haklarının açıkça ihlal edilmesine ilişkindir. Ancak aradan geçen iki tam yıla rağmen, bu dava dosyası mutlak bir belirsizliğin içinde dondurulmuştur. Ne tek bir mahkeme celsesi düzenlendi, ne şeffaf bir adli soruşturma yürütüldü, ne de adalet çığlığımız bir karşılık buldu. Derin bir keder ve haklı bir öfkeyle soruyoruz:

  • Irak Kürt Bölgesinde gerçekte neler oluyor?

  • Hukukun üstünlüğü yalnızca dekoratif bir slogan mıdır?

  • Bazı silahlı gruplar hukukun tamamen üstüne mi çıkmıştır ve kendilerine mutlak bir dokunulmazlık zırhı mı sağlamıştır?

  • Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), siyasi özerklik talep ettiği gibi, insan hakları ilkelerinden ve uluslararası hukuki normlardan da bağımsızlığını mı ilan etmiştir?

  • Nasıl olur da onlarca hak arayan aile yıllardır feryat ederken, evlatlarını kurtarmak adına tek bir etkili kurum harekete geçmez?

  • Uluslararası insan hakları örgütleri bu bariz acı karşısında neden sessiz kalmayı seçmektedir?

  • Avrupalı parlamenterler, uluslararası medya kuruluşları ve kadın ile çocuk hakları savunuculuğu iddiasında olanlar bu insani trajediye neden gözlerini tamamen kapatmıştır?

Elimizde bu kapalı kamplarda insanların ağır ruhsal ve psikolojik baskılara maruz bırakıldığını, en temel insani haklarından mahrum edildiğini ve ayrılma ya da aileyle iletişim kurma yönündeki her türlü girişimin ağır cezalar ve ölüm tehditleriyle bastırıldığını kanıtlayan doğrulanabilir şahitlikler, resmi belgeler ve tanık beyanları mevcuttur. Bu kamplarda bazı genç kız ve erkeklerin başına gelenler o kadar acı ve sarsıcıdır ki, kelimeler bunun gerçek boyutlarını anlatmada çaresiz kalır. Bugün siyasi bir platformdan değil, canımızın en derinden gelen acısıyla konuşuyoruz. Bizler, tek ve tavizsiz talebi çocuklarının normal hayata dönmesi ve bu şiddet ile cezasızlık döngüsünün kesin olarak son bulması olan aileleriz.

Açık ve acil taleplerimiz şunlardır:

  1. PAK grubunun kamplarında mahsur kalan tüm çocukların, genç kızların ve erkeklerin derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılması; ailelerine güvenli ve engelsiz bir şekilde dönebilmelerinin sağlanması.

  2. Bu grubun kamplarındaki işkence, sistemsel şiddet, zorla alıkoyma, zorla kaybetme ve diğer insanlık dışı uygulamaları eksiksiz incelemek üzere bağımsız ve uluslararası bir hakikatleri araştırma komitesi kurulması.

  3. Erbil mahkemesinde kayıtlı olan dava dosyasının derhal, şeffaf ve titiz bir şekilde karara bağlanması; bu dosya üzerindeki kasıtlı adli geciktirme süreçlerine ve siyasi oyunlara son verilmesi.

  4. Grup liderliği içinde veya bu krizin sürmesine suç ortaklığı niteliğinde bir sessizlikle ya da aktif iş birliğiyle zemin hazırlayan siyasi yapılar içinde, bu insanlık dışı eylemlerin işlenmesinde, gizlenmesinde veya desteklenmesinde rolü olan tüm sorumluların cezai olarak yargılanması.

  5. Ailelerin, hiçbir tehdit, denetim veya güvenlik baskısına maruz kalmadan, çocuklarıyla tamamen özgür ve gözetimsiz koşullarda görüşebilmelerinin sağlanması.

Bu açık mektubu tüm sorumlu kurumlara, insan hakları örgütlerine, özgür medyaya, Irak Federal Hükümeti’ne, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne, uluslararası kuruluşlara, Avrupalı parlamenterlere ve insanlık davasını hâlâ yüreğinde taşıyan her özgür bireye sunuyoruz. Bugün sessiz kalmak, sadece bir zulme karşı hareketsiz kalmak değildir; sessizlik, insani bir trajedinin devam etmesine doğrudan ortak olmaktır.

Saygı ve derin bir kederle,

18 İranlı Kürt Hak Arayan Aile

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu