Yazar: Dr. Muhammed Musevi – İnsan Hakları Araştırmacısı
“Ramazan Savaşı” olarak bilinen çatışmaların yavaş yavaş durulmasıyla birlikte dikkatler savaş alanından müzakere masalarına ve daha da önemlisi, savaş sonrası hukuki mimariye çevrildi. Geçmiş deneyimler, ateşkeslerin tek başına barış getirmediğini göstermiştir; belirleyici olan, sürdürülebilir olmayan siyasi iradeleri güvenilir hukuki taahhütlere dönüştürmektir. Asıl soru artık bir anlaşmaya varılıp varılmayacağı değil, bu anlaşmanın geçmişteki kırılgan anlaşmaların akıbetinden nasıl korunacağıdır.
Taahhütlerin Güvenlik Konseyi Aracılığıyla “Uluslararasılaştırılmasının” Sınırları
Tahran’daki yaygın yaklaşım, taahhütlerin BM Güvenlik Konseyi aracılığıyla “uluslararasılaştırılmasına” odaklanmaktadır. BM Şartı’nın 25. Maddesi’ne atıfta bulunmak ve herhangi bir anlaşmayı VII. Bölüm kapsamına sokmaya çalışmak bu açıdan anlaşılabilir: Böyle bir karar, taahhütleri siyasi düzeyden bağlayıcı bir düzeye yükseltebilir ve ihlalini “uluslararası hukukta haksız bir fiil” olarak yeniden tanımlayabilir.
Ancak bu yolun tek başına kesin bir garanti sağladığını düşünmek tehlikeli bir basitleştirmedir. Taahhüt oluşturan aynı mekanizma, veto yetkisine ve güç dengelerindeki değişimlere de aynı derecede açıktır. 2015 nükleer anlaşması ve 2231 sayılı Karar tecrübesi, Güvenlik Konseyi ile kurulan bağın bile tek taraflı çekilmeyi veya taahhütlerin siyasi yorumlarını engelleyemediğini kanıtlamıştır. Bu nedenle etkili bir hukuki strateji çok katmanlı olmalıdır.
Çok Katmanlı Hukuki Strateji: Barışı Sabitlemek İçin Dört Temel Adım
Antlaşmanın Tescili: Herhangi bir anlaşma, Güvenlik Konseyi kapsamının yanı sıra, BM Genel Sekreterliği nezdinde tescil edilmiş bir uluslararası antlaşma formatında düzenlenmelidir. Bu işlem, anlaşmayı Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi çerçevesine sokar ve “ahde vefa” (pacta sunt servanda) gibi ilkelerin uygulanmasını güçlendirir.
Bağlayıcı Uyuşmazlık Çözümü: Uluslararası tahkim veya Uluslararası Adalet Divanı (UAD) gibi bağlayıcı uyuşmazlık çözüm mekanizmalarının öngörülmesi, ihlalin maliyetini somutlaştırabilir. Bu unsur, birçok siyasi anlaşmada eksik olan temel bir parçadır.
Bağımsız Doğrulama Sistemi: Tercihen çok taraflı teknik kurumların katılımıyla bağımsız bir doğrulama mekanizmasının tasarlanması elzemdir. İhlali veya uyumu belirleyecek güvenilir bir merci olmadan, en bağlayıcı hukuki metinler bile uygulamada çelişkili yorumların alanı haline gelir.
Şartlı Geri Dönülebilirlik (Snapback): Dikkatle tasarlanmış “şartlı geri dönülebilirlik” veya “snapback” maddeleri, caydırıcılık ile esneklik arasındaki dengeyi sağlayabilir. Ancak bu araçlar muğlak olursa, kendileri birer kriz kaynağına dönüşür.
Genel Kurulun Kapasitesi ve Ekonomi-Güvenlik Bağı
Bunların yanı sıra, BM Genel Kurulu‘nun potansiyeli de göz ardı edilmemelidir. Kararları bağlayıcı olmasa da, özellikle Güvenlik Konseyi’nin siyasi olarak tıkandığı durumlarda geniş bir meşruiyet oluşturmaya ve hukuki bir anlatıyı sabitlemeye yardımcı olabilirler.
Ayrıca, güvenlik taahhütlerinin —şeffaf yaptırım kaldırma mekanizmaları ve sözleşmesel garantiler yoluyla— ekonomik ve ticari rejimlere bağlanması, uyum motivasyonunu artırabilir; çünkü ihlalin maliyetini siyasi düzeyden somut ekonomik düzeye taşır.
Sonuç: Bir “Hukuki Düzen” İnşa Etmek
Bu çerçevede “zafer”, artık sadece askeri bir kavram değil; kazanımların, değiştirilmesi maliyetli ve zaman alıcı olan kurallar bütününe dönüştürülmesidir. Hukuki diplomasi tam da burada devreye girer: Güç siyasetini tamamen ortadan kaldırma yanılsamasıyla değil, onu birbirine bağlı taahhütler, kurumlar ve çıkarlar ağıyla dizginleyerek.
Nihayetinde, önerilen planların kalıcı bir barışa yol açması için sert ama basit bir mantığı izlemesi gerekir: Hiçbir mekanizma tek başına yeterli değildir. Bir askeri molayı gerçek bir “hukuki düzene” dönüştürebilecek olan şey; Güvenlik Konseyi kararı, tescilli antlaşma, bağlayıcı tahkim, bağımsız doğrulama ve ekonomik bağların birleşimidir. Bundan daha azı, bölgenin defalarca yaşadığı döngüyü tekrarlama riski taşır: Anlaşma, çöküş ve krize dönüş.





