Orta Doğu’daki birçok silahlı grupta liderler sadece askeri komutanlar değildir; yavaş yavaş örgütün psikolojik merkezi haline gelirler. Üyelerin yapısı, dili, korkuları ve hatta insani ilişkileri adım adım liderin kişiliğine benzemeye başlar. Hüseyin Yazdanpanah hakkında da ailelerin, örgütten ayrılanların anlatılarında ve insan hakları raporlarında tekrarlanan şey sadece bir dizi güvenlik suçlaması değil, belirli bir kişilik kalıbının resmidir: Güven yerine kontrolü, bağımsızlık yerine sadakati ve insani bağ yerine korkuyu tercih eden bir kişilik. İran Kürdistanı İnsan Hakları İzleme Örgütü (IKHRW) son yıllarda PAK grubu ve Hüseyin Yazdanpanah’ın şahsı hakkında bir dizi rapor yayınladı; bu raporların ortak noktası reşit olmayanların örgüte kazandırılması, aileler üzerinde psikolojik baskı kurulması, üyelerin dış dünyayla iletişiminin kısıtlanması ve grup yapısı içinde kadınlar ile genç kızların araçsal olarak kullanılmasıdır. Kişilik psikolojisinde, doğrudan klinik muayene olmadan profesyonel bir analiz yapmak mümkün değildir; bu nedenle Yazdanpanah hakkında kesin bir psikiyatrik teşhis konulamaz. Ancak davranış kalıpları analiz edilebilir ve bu kalıplar, birden fazla ve bağımsız anlatıda tekrarlandığında bir anlam kazanır.
Yoğun Kontrol İhtiyacı ve Aileden Koparma
Tanıkların anlatılarında görülen en önemli özelliklerden biri yoğun kontrol ihtiyacıdır. Çeşitli raporlarda aileler, çocuklarının gruba katıldıktan sonra yavaş yavaş aileden koptuğunu, iletişimlerinin sınırlandığını ve hatta geri dönme taleplerinin bile ağır bir psikolojik baskıyla karşılaştığını belirtmişlerdir. PAK grubundaki çocuklarla ilgili raporlar, bir kişilik psikoloğu için bunun sadece siyasi bir anlaşmazlık olmadığını göstermektedir. Bu tür bir davranış genellikle liderin, üyelerin duygusal bağımsızlığını kendi otoritesine yönelik bir tehdit olarak gördüğü bir yapının işaretidir. Bu tür sistemlerde aile, örgütün rakibi olarak görülür; çünkü aile bireyi normal hayata döndürebilir, suçluluk duygusu yaratabilir veya gruba olan duygusal bağımlılığını azaltabilir. Bir ailenin anlatısında bir anne, aylarca haber alamadıktan sonra kızının kısa bir telefon görüşmesinde sadece birkaç tekrarlayan cümle söylediğini ve ardından telefonun kesildiğini anlatıyor. Bir başka anlatıda ise bir aile, çocuklarının ayrılma girişiminden sonra baskı altına alındığını ve kendi ailesine karşı pozisyon almaya zorlandığını iddia ediyor. Bu tür anlatılar, bağımsız ve tekrarlayıcı olduklarında, bir kişilik analisti için çok önemlidir; çünkü örgütün sadece üyelerin davranışlarını kontrol etmekle kalmadığını, aynı zamanda onların psikolojik kimliklerini yeniden inşa ettiğini gösterir.
Kült Özellikleri ve Dünyanın İki Kutuplulaştırılması
Burası tam olarak kült özellikleri kavramının analize dahil olduğu noktadır. Kült liderleri genellikle dünyayı iki mutlak kısma ayırır: “sadık olanlar” ve “hainler”. Bu bakış açısında eleştirmene yer yoktur; sadece düşman vardır. Yazdanpanah’a atfedilen raporlarda ve tepkilerde, protestocu ailelerin veya eleştirel medyanın defalarca güvenlik ve casusluk etiketleriyle sunulduğu görülmektedir. Güç psikolojisi açısından bu davranış tesadüfi değildir. Belirsizliğe veya eleştiriye tahammülü olmayan liderler, iç uyumu korumak için genellikle bir “daimi düşmana” ihtiyaç duyarlar. Düşman, örgütü bir arada tutar. Korku sadakat üretir ve lider psikolojik olarak kendisini ne kadar güvensiz hissederse, bu dünyanın iki kutuplulaştırılması o kadar şiddetli hale gelir.
Araçsal Bakış Açısı ve Kadınlar ile Çocuklara Yönelik Şiddet Kalıpları
Anlatıların belki de en önemli ve sarsıcı kısmı kadınlar ve gençlerle ilgilidir. Yayınlanan bazı raporlarda, genç kızların grubun istihbarat veya örgütsel yapılarında kullanıldığı ve özgürce geri dönme imkanlarının olmadığı iddia edilmiştir. Eğer bu anlatılar doğruysa, mesele sadece çocuk haklarının ihlali değil; insana yönelik derin bir araçsal bakış açısının göstergesidir. Kişilik psikolojisinde, otoriter liderlerin en tehlikeli özelliklerinden biri, bireyleri bağımsız birer insan olarak değil, örgütsel bir kaynak olarak görmeleridir. Böyle bir zihniyette kadın, çocuk veya genç, bir birey olmadan önce bir fonksiyona sahiptir: Sadık bir güç, bir güvenlik kalkanı, bir propaganda aracı veya siyasi bir sermaye. Bazı tanık ve ayrılanların anlatılarında mesele sadece kontrol veya mahrumiyet değil, aynı zamanda bir tür psikolojik aşağılama ve bireysel kimliğin yavaş yavaş kırılmasıdır. Şiddet psikolojisinde bu kalıp bazen psikolojik sadizme yaklaşır; yani kurbana korku salmak, aşağılamak veya üzerinde tahakküm kurmak sadece bir güvenlik aracı değildir, aksine kontrolün kendisi ve bireyin psikolojik olarak yıpratılması sürecinin kendisi gücün bir mekanizmasına dönüşür. Eğer cinsel baskılar, kadınların aşağılanması veya genç kızların duygusal kırılganlıklarının kullanılmasıyla ilgili anlatılar doğruysa, o zaman birçok kapalı, kültik ve paramiliter yapıda tahakküme dayalı şiddet olarak bilinen bir kalıpla karşı karşıyayız demektir; cinsel şiddetin sadece kişisel tatmin için değil, iradeyi kırmak, korku yaratmak ve iktidarı pekiştirmek için bir araç olarak kullanıldığı bir alan.
Siyasi Megalomani ve Liderin Örgütte Psikolojik Olarak Yeniden Üretilmesi
Birçok kapalı yapıda lider, yavaş yavaş bir tür siyasi megalomaniye kapılır; bu durumda birey, siyasi hedefinin o kadar kutsal olduğuna inanır ki normal ahlaki kuralların artık kendisi için geçerli olmadığını düşünür. Böyle bir zihniyetin sonucu genellikle yazılmamış bir cümledir: “Eğer örgüt ayakta kalacaksa, her türlü bedel mubahtır.” Burası, siyasi liderlik ile psikolojik tahakküm arasındaki sınırın belirsizleştiği tam noktadır. Görgü tanıkları ve örgütten ayrılanlar, korku, gözetim ve psikolojik baskının önemli bir rol oynadığı bir ortamın resmini sunmaktadır. Bazı anlatılarda üyeler, sürekli izlenme hissinden, grup içi güvensizlikten ve hainlikle suçlanma korkusundan bahsetmektedir. Örgütsel psikolojide bu tür bir atmosfer, genellikle kontrolü güvenden daha önemli gören bir liderliğin ürünüdür. Ve belki de en önemli nokta şudur: Kapalı örgütler sonunda liderlerinin kişiliğine bürünürler. Eğer lider kronik bir paronayadan muzdaripse, örgüt de şüpheci olur. Eğer lider insana araçsal bir gözle bakıyorsa, üyeler de araca dönüşür. Eğer lider eleştiriye tahammül edemiyorsa, örgüt de her soruyu bir tehdit olarak algılar. Hüseyin Yazdanpanah hakkındaki anlatıların bir araya getirilmesiyle oluşan resim, sadece bir komutanın resmi değildir; aksine gücü sadece siyasi bir hedefi ilerletmek için değil, kendi insani çevresi üzerinde psikolojik kontrol kurmak için isteyen bir kişiliğin resmidir. Böyle bir yapıda sadakat gerçekten daha önemli hale gelir ve güvenin yerini korku alır. Bu, siyasi bir grubun yavaş yavaş kültik bir yapıya dönüştüğü tam andır.





