Giriş
Son yıllarda, dünyadaki silahlı çatışmaların önemli bir kısmı devletler arasında değil, devletler ile devlet dışı silahlı gruplar arasında meydana gelmektedir. Orta Doğu’dan Afrika’ya kadar, belirli bir bölgeyi, nüfusu veya ekonomik kaynakları kontrol eden gruplar; eylemleri ve davranışları milyonlarca sivil üzerinde doğrudan insani sonuçlar doğuran kilit aktörlere dönüşmüştür.
Uluslararası Kızılhaç Dergisi‘nin (International Review of the Red Cross) 2021 yılında yayımlanan 915. sayısı tamamen bu konuya odaklanmakta ve çağdaş insani hukukun en temel sorularından birini incelemektedir: Devlet dışı silahlı gruplar insanların yaşamları üzerinde doğrudan kontrol sahibi olduklarında, bu bireylere karşı hangi hukuki sorumlulukları taşırlar?
Derginin 102. cildinde, 979 ila 1384. sayfalar arasında “Devlet Dışı Silahlı Gruplar” (Non-State Armed Groups) başlığıyla yayımlanan bu özel sayı, Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) ve Cambridge University Press iş birliğiyle sunulmuştur. ICRC bu çalışmasında, 2021 yılı itibarıyla dünya genelinde yüzlerce silahlı grubun insani kriz yaratma kapasitesine sahip olduğunu ve yüzün üzerinde yapının uluslararası nitelikte olmayan silahlı çatışmalar hukuku çerçevesinde değerlendirildiğini belirtmektedir.
Silahlı Gruplara Yönelik Sadece Askeri Bakış Açısının Ötesine Geçmek
Bu özel sayının dikkat çeken en önemli yönlerinden biri, devlet dışı silahlı grupların sadece askeri güçler olarak ele alınmamasıdır. Bu grupların birçoğu, denetim altında tuttukları alanlarda yönetim yapıları kurmakta, kamu hizmeti sunmakta, kendi iç kurallarını uygulamakta ve sosyal kontrol mekanizmaları oluşturmaktadır.
Bu durum yeni hukuki soruları beraberinde getirmektedir: Nüfus üzerinde fiili kontrol kuran bir yapı, yalnızca düşman unsurlarına karşı mı sorumludur, yoksa kontrol ettiği sivillere karşı da hukuki yükümlülükler taşır mı? Modern uluslararası insani hukuk ilkelerinin bu soruya yanıtı nettir: Nüfus üzerindeki fiili kontrol, hukuki sorumluluk doğurur.
Silahlı Grupların Kontrolü Altındaki Sivillerin Korunması
Tilman Rodenhäuser‘in devlet dışı silahlı grupların kontrolündeki bölgelerde yaşayan kişilerin hukuki korumasına dair makalesi, bu sayının temel sütunlarından birini oluşturmaktadır. Makale, uluslararası insani hukuk ve insan hakları hukuku normlarının, bu grupların nüfuz alanındaki sivilleri korumak için nasıl uygulanabileceğini detaylandırmaktadır.
Söz konusu hukuki tartışma, silahlı yapıların uzun yıllardır varlık gösterdiği bölgeler açısından kritik önem taşır; zira mesele sadece çatışma anlarıyla sınırlı olmayıp, halkın günlük yaşam haklarını, kişisel güvenliğini, özgürlüklerini, eğitim hakkını, çocukların ve kadınların hukuki statüsünü doğrudan ilgilendirmektedir.
Silahlı Gruplarla İnsani Diyalog
Irene Erb ve Jérôme Drevon tarafından kaleme alınan çalışma, Uluslararası Kızılhaç Komitesi‘nin karşı karşıya kaldığı en hassas zorluklardan birine odaklanmaktadır: Bu temaslar silahlı gruplara siyasi bir meşruiyet kazandırmadan, insani acıları hafifletmek amacıyla bu yapılarla diyalog nasıl yürütülebilir?
Bu durum, tarafsız insani eylemin temel prensiplerinden birini göstermektedir: Çatışmanın tarafı olan bir grupla insانی temas kurmak, o yapının siyasi veya ideolojik hedeflerini onaylamak anlamına gelmez.
Sorumluluk ve Tazminat: Büyük Hukuki Boşluk
Olivia Herman ve Luke Moffett‘ın makaleleri, devlet dışı silahlı grupların sebep olduğu zararların tazmini konusunu ele almaktadır. 915. sayının bu bölümü hayati bir öneme sahiptir; çünkü silahlı grupların gerçekleştirdiği ihlallerin mağdurları, uygulamada sıklıkla etkili bir hak arama ve adalet mekanizmasından yoksun kalmaktadır.
Temel mesele şudur: Bir silahlı grup çocuk savaşçı kullanımı, kadınlara yönelik şiddet, zorla kaybetme veya benzeri ağır ihlaller işlediğinde, hesap verebilirlik ve tazminat süreçleri nasıl işletilecektir? Bu soru, bölgesel çatışmalarda ve özellikle bölgedeki mağdurların hak arama mücadelelerinde yıllardır yanıt bekleyen en somut hukuki problemdir.
İran Kürdistanı İnsan Hakları İzleme Örgütü Belgeleriyle Bağlantı
Uluslararası Kızılhaç Dergisi‘nin özel sayısında incelenen teorik ve hukuki çerçeve, İran Kürdistanı İnsan Hakları İzleme Örgütü‘nün (IKHRW) saha raporları ve dokümantasyon çalışmalarıyla doğrudan örtüşmektedir.
IKHRW‘nin çocuk savaşçılar, silahlı yapıların sorumluluğu, milis örgütlenmelerdeki kadınların durumu, zorla kaybedilen kişilerin akıbeti ve eski örgüt mensuplarının tanıklıklarına dair raporları, uluslararası insani hukukun şu temel sorularına somut saha verileri sağlamaktadır:
-
Devlet dışı silahlı gruplar, denetimleri altındaki bireylerin hak ihlallerinden hukuken sorumlu tutulabilir mi?
-
Çocukların askeri yapılara dahil edilmesi örgüt içi bir mesele midir, yoksa uluslararası hukukun açık bir ihlali midir?
-
Bu grupların yol açtığı hak ihlallerinin mağdurları adalete ve tazminat mekanizmalarına nasıl erişebilir?
Örneğin, IKHRW raporlarında yer alan Esrin Mohammadi (Sonia) vakası, çocukların silahlandırılması sorunu, kadına yönelik şiddet ve eski üyelerin anlatıları, uluslararası hukuk literatüründe tartışılan ilkelerin sahadaki somut karşılıklarıdır.
Sonuç
Uluslararası Kızılhaç Dergisi‘nin 915. sayısı net bir hukuki mesaj vermektedir: Devlet dışı silahlı gruplar, resmi devlet yapısının dışında faaliyet gösterseler dahi uluslararası hukuki sorumluluk alanının dışında değillerdir.
Uluslararası insانی hukuk, çatışma gerçekliği ile insan onurunun korunması arasında bir denge kurmayı hedefler. Bu hukuki yaklaşım silahlı yapılara meşruiyet kazandırmayı değil; aksine, insanların kaderi üzerinde kontrol kuran hiçbir aktörün kendisini evrensel insani kuralların ve hukukun üstünde göremeyeceğini vurgulamaktadır.
Kaynak: International Review of the Red Cross, Vol. 102, No. 915 (2021), Non-State Armed Groups, International Committee of the Red Cross & Cambridge University Press.




