Aşağıdaki metin, İlam kentinde yaşayan 14 yaşındaki bir çocuğun babasının İran Kürdistanı İnsan Hakları İzleme Örgütü (IKHRW) ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin detaylarını içermektedir. Baba, kurumun web sitesinde yer alan iletişim hattını arayarak hasta çocuğunun kaybolması ve silahlı Kürt örgütü PAK (Kürdistan Özgürlük Partisi) bünyesine katılmasıyla ilgili endişelerini ve yaşadığı dramı paylaşmıştır.
“Oğlum henüz 14 yaşındaydı” diyen acılı baba (R.M.), olayın gelişimini şu sözlerle anlatıyor: “Sürekli benden kendisine bir motosiklet almamı istiyordu. Devlet memuruyum, maddi durumum motosiklet almaya uygundu ancak ona her zaman reşit olmasını ve ehliyet almasını söylüyordum. Bir süre sonra araba istemeye başladı. Reşit olmamış ve ehliyeti olmayan bir çocuğa hangi anne baba araç alır? Tanrı korusun birine çarpsaydı ya da birinin ölümüne yol açsaydı ben ne yapardım?”
Çocuğun okula gittikten sonra eve dönmediğini belirten baba, okul yönetimini de ihmalle suçluyor: “Okula gitmediği ilk iki saat içinde bana haber verilseydi, çocuk sınırı geçmeden gidip onu geri getirebilirdim. Ancak öğrendiğimde iş işten geçmiş, sınırı aşmıştı.”
Ailesinin saygın bir konuma sahip olduğunu belirten R.M., olayın yarattığı ağır psikolojik yıkımı anlatıyor: “Evden ayrılmasının üzerinden üç ay geçti ve annesi bu durum yüzünden hastaneye kaldırıldı. Çocuğumun tam olarak nerede olduğunu bilmiyorum. Sadece PAK‘a götürüldüğünü söylediler. Bu ismi ilk kez duyuyordum. Farsçada ‘temiz/saflık’ anlamına geldiği için iyi bir oluşum sandım ama sonradan silahlı bir Kürt milis grubu olduğunu öğrendim.”
Çocuğun ciddi sağlık sorunları olduğunu vurgulayan baba, şöyle devam ediyor: “Biz İlamlıyız. Burası küçük bir şehir. Oğlumu götürenlerin Tanrı belasını versin. Oğlum epilepsi hastası, geceleri nöbet geçiriyor. Ayrıca ileri derecede görme bozukluğu var ve yüksek numaralı gözlük kullanıyor. Kendi bakımını bile tek başına zor üstlenen hasta bir çocuktan bahsediyoruz. Irak’a nasıl götürüldüğünü ve bunu kimin yaptığını bilmiyorum.”
Olayın bölgedeki askeri gerilimlerin tırmandığı bir dönemde gerçekleştiğini söyleyen acılı baba, çaresizliğini ifade ediyor: “Saygın bir aileyiz. Silahlı bir örgüte katıldığını öğrendiğimde yaşadığım psikolojik baskı yüzünden bir an için oğlumun ölümünü bile temenni ettim. Bir baba çocuğu için böyle bir şeyi nasıl düşünebilir? Ancak yaşadığım şok ve acı o kadar büyüktü ki zihnimden bu fikir geçti. Çocuğumu kandırdılar. Bu süre zarfında onunla bir kez bile konuşamadım.”
Sorunun çözümü için resmi makamlara başvurduğunu belirten baba; İran emniyeti, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) polisi ve İran’ın Erbil Konsolosluğu nezdinde şikayetlerde bulunduğunu ancak hiçbir sonuç alamadığını ifade ediyor.
Acılı baba son olarak İKHRW’ye çağrıda bulunuyor: “Sizden rica ediyorum, feryadımıza kulak verin. Çocuğumuzun hayatından ve sağlık durumundan endişe ediyoruz. Tek isteğimiz oğlumuzun nerede olduğunu bilmek ve evine dönmesini sağlamaktır.”
Bu telefon görüşmesinin ses kaydı, İran Kürdistanı İnsan Hakları İzleme Örgütü (IKHRW) arşivlerinde gizli tutulmakta olup; araştırmacılar, hukukçular ve insan hakları aktivistlerinin doğrulaması amacıyla gerekli durumlarda erişime açılabilecektir.





