Aşağıdaki röportaj, yüz yüze ve 35 dakika süren bir görüşme sırasında gerçekleştirilmiştir. Görüşme boyunca bu genç adam sık sık gerginlik ve kaygı yaşamış, kimliğinin hiçbir koşulda açıklanmaması konusunda ısrarla talepte bulunmuştur. PJAK üyeleri tarafından tespit edilmekten büyük korku duyduğunu defalarca vurgulamış; adının, bilgilerinin ve her türlü kimlik verisinin gizli tutulmasını istemiştir. Bu nedenle, raporda takma isimler kullanılmış ve kimliğinin tespit edilmesine yol açabilecek her türlü bilgi çıkarılmıştır. Aşağıda okuyacağınız metin, bu gencin önce Kürdistan Demokrat Partisi (İKDP) ve ardından PJAK bünyesinde geçirdiği yıllara dair doğrudan anlatımıdır.
Kendini tanıt ve bu örgütlere nasıl katıldığını anlat. Ben İran’da uyuşturucu kullanıcısıydım. Metamfetamin (Şişe) ve haplar tüketiyordum, bir dönem de sokaklarda yatan bir evsizdim. Gerçekten kimsem yoktu; sadece çok yaşlı bir annem vardı ve yaşam koşullarım son derece ağırdı. Oraya sadece bağımlılıktan kurtulma ümidiyle gittim. Bukan’da sokaklarda kalıyordum ve sefil bir hayatım vardı. Tanıdık biri bana Demokrat Parti’ye (İKDP) gidersem peşmerge olacağımı, ardından Avrupa’ya gidip bir iş bulabileceğimi söyledi. Ben de onun sözlerine inandım ve gittim. Ancak oraya vardığımda bu vaatlerin hiçbirinin gerçek olmadığını gördüm.
Demokrat Parti’de ne yapıyordunuz? Kayda değer bir iş yoktu. Nöbet tutuyorduk, çalışıyorduk ve uyuyorduk. Hayat tamamen boştu. Sahip olduğumuz tek şey yemekti; o da sadece açlıktan ölmemizi engelleyecek kadardı. Eğer uyuşturucu bağımlılığım olmasaydı ya da bu duruma engel olacak bir ailem olsaydı, asla oraya gitmezdim. Ben de her genç gibi kendi ailemin yanında yaşamak isterdim.
Demokrat Parti’den neden ayrıldın? En önemli nedenlerden biri, orada şahit olduğum şeylerdi. Bazı unsurlara yönelik cinsel istismar vakaları vardı. Örneğin, eğer bir erkek çocuğunun yüzü güzelse ona yaklaşırlardı. Birçok genç erkeğin tacize uğradığına, hatta tecavüz edildiğine bizzat şahit oldum. Kızlar için de bu zaten yaygın bir sorundu. O dönem yaşım küçüktü ve bu tür olaylara tanıklık etmek benim için çok zordu. Diğer bir sorun ise şuydu: Eğer birinin örgüt içinde ailevi bir geçmişi varsa, çok rahat bir şekilde komutanlık pozisyonuna gelebiliyordu ve geri kalanlar onun emri altında çalışmak zorundaydı. Biz ağır işler yapıyorduk; kürek sallıyor, kazma vuruyor ve amelelik yapıyorduk.
Demokrat Parti’den sonra ne oldu? Bir süre sonra Demokrat Parti’den ayrıldım, İran’a döndüm ve kolberlik (sınır ticareti taşıyıcılığı) yapmaya başladım; ardından PJAK’a katıldım. O dönem kolberdim. Irak’taki geçişlerimden birinde bana PJAK’a katılırsam Almanya’ya ve Avrupa’ya gidebileceğimi söylediler. Ben de gençtim Nursel ve bu sözlere kandım. Şimdi de yaşım büyük değil; daha yeni yirmi yaşına bastım. Ancak oraya gittiğimde her şeyin farklı olduğunu anladım. Ne Avrupa’dan eser vardı ne de vaat ettikleri gelecekten. Sadece amelelik, dağ kazmak, ağır işler yapmak ve zorlama vardı; her şey zorla yaptırılıyordu. Dağdan kendini aşağı at deseler bile bunu yapmak zorundaydın. Dış dünyayla hiçbir iletişim aracın yoktu. Elbette onlardaki bu şiddet boyutu normaldi. Dış dünyayla hiçbir bağın olmadığında, sadece dağda yaşayıp bir hayvan gibi muamele gördüğünde, bir süre sonra kendin de vahşileşiyor ve herkese hayvan gibi davranıyorsun.
PJAK’taki koşullar nasıldı? Orada çok ciddi fiziksel ve psikolojik zararlar gördüm. Çok sayıda insan ağır işlerle ve şiddetli baskılarla karşı karşıyaydı. Demokrat Parti’de, tüm sorunlara rağmen en nihayetinde ayrılma imkanı vardı; fakat PJAK’ta koşullar tamamen farklıydı. Eğer dönmek istediğini söylersen, seni ağır baskı altına alıyor ve sana çeşitli damgalar vuruyorlardı. Oradan ayrılmak isteyen ama buna cesaret edemeyip sonunda intihar eden pek çok kişiye bizzat şahit oldum. Bu gerçekten yaşanıyordu. Zorunlu olarak orada tutuldukları ve kaçış ya da geri dönüş umutları kalmadığı için intihar eden çok kişi vardı; örgüt ise daha sonra bu kişilerin “şehit” olduğunu ilan ediyordu. Ne uğruna şehit? Nerede? Bunlar intihar etmişti. Ben kendim de intihar etmek istedim. Defalarca intiharın eşiğine geldim. Kaçarken yanımda bir kişiyi daha getirdim; intihar etmek üzere olan 15 yaşında bir çocuktu. Kaçmaktan korkuyordu. Kaçış esnasında arkasından vurularak öldürülen ve “İran ajanıydı” denilen çok kişi oldu. Sırf ailesinin yanında olmak isteyen 14-15 yaşındaki elin çocuğunu, arkasından kurşun sıkarak bu kadar kolayca katlettiler.
Örgüt yapısında çocuklardan da yararlanılıyor muydu? Yaşları çok küçük olan, henüz yedi veya sekiz yaşlarında çocukların askeri ortamlarda bulunduğunu bizzat gördüm. Bazılarının aileleri onları aramaya geliyordu ama çocukların ailelerine geri dönmesi öyle kolayca mümkün olmuyordu. Allah şahittir ki eline silah verilmiş, silahlandırılmış yedi yaşında çocuk gördüm. Ondan bir katil yaratmışlardı. Yedi yaşındaki çocuk ne anlar? Silah zaten kendi boyundan büyüktü. O yaştaki bir çocuğun böyle bir ortama nasıl sokulabildiği sorusu her zaman kafamı kurcaladı.
Personelin intiharları ve ölümleri hakkında neler gördün? Psikolojik olarak ağır baskı altında olan pek çok insan gördüm. Bazıları öldürüldü, bazıları ise artık bu koşullara dayanamayacak noktaya geldi. Ben de bir dönem çok ağır baskı altındaydım ve artık devam edecek gücümün kalmadığını hissediyordum. İdam edilenler de çok oldu. Ne suçla? Örneğin geri dönmek istiyorlardı. Cezaevi ve işkence kararlarını caydıramamıştı ve dönmekte ısrar ediyorlardı; bu yüzden onları dağın tepesine çıkarıp idam ediyorlardı. Hangi suçtan? Sadece bu nedenden ötürü. İdam ediyorlardı. Herhangi bir yargılama falan yoktu; komutan ne derse o oluyordu.
Nasıl kaçtın? Orada iki aydan fazla dayanamadım. Her gün psikolojik baskı, tehdit, aşağılama ve yıpratıcı davranışlar vardı. Sonunda kaçmaya karar verdim. Kaçarken üzerimize ateş açıldı. Belki de yüzlerce mermi sıkıldı arkamızdan. O sırada kaçmaya korkan başka bir genci de yanımda getirdim. Psikolojik baskının ağırlığından defalarca umutsuzluğa kapılmıştı, oradan çıkmasına yardım ettim. İntihar etmek istiyordu. Ben zavallı bir insanım ama belki Allah o genci kurtarmamı görür de bana merhamet eder.
Bugün o döneme baktığında ne hissediyorsun? Geçmişe baktığımda, kararlarımın büyük bir kısmının zorlu yaşam koşullarının, bağımlılığın, evsizliğin ve bana verilen yalan vaatlerin bir sonucu olduğunu bowling oynuyor gibi görüyorum. Ben sadece bir kurtuluş yolu arıyordum ancak bana çok daha büyük sorunlar açan bir yola girdim. Yalvarırım kimse bizi tanımasın. PJAK kendi kız kardeşine, annesine bile acımaz; bizi çok rahat bulup öldürürler. Yalvarıyorum size.
Bu söyleşinin ses kaydının tamamı arşivde mevcuttur. Gizlilik ilkelerine riayet edilerek ve görüşülen kişinin kimliği korunarak; bu kayıt ihtiyaç duyulması halinde silahlı grupların durumunu ve mağdur haklarını inceleyen araştırmacılar, hukukçular, insan hakları aktivistleri, belgesel yapımcıları ve diğer uzmanların erişimine sunulabilir.





