Makale

Fransa’nın Çocuk Asker Fenomenine Yaklaşımı: İnsan Hakları Liderliği ile Çifte Standart Suçlaması Arasında

Hüsrev Amiri’nin Kaleminden, Paris’in Uluslararası Norm Oluşturmadaki Söylem ve Eylem Politikaları Arasındaki Çelişki ile Çocuk Haklarını İhlal Eden Silahlı Gruplarla Seçici Yüzleşme Sorunu Üzerine Bir Analiz

Yazar: Hüsrev Amiri

Çocukların silahlı çatışmalarda askere alınması ve kullanılması fenomeni, günümüzde uluslararası insancıl hukukun ve çocuğun temel haklarının en açık ihlallerinden biri olarak kabul edilmektedir; bu suç, yalnızca çocukların geleceğini değil, aynı zamanda her türlü silahlı aktörün meşruiyetini de sorgulatmaktadır. Son yirmi yılda Fransa, uluslararası konferanslara ev sahipliği yapmaktan BM yaptırım ve izleme mekanizmalarını desteklemeye kadar kendisini bu fenomenle küresel mücadelenin ön safında konumlandırmaya çalışmıştır. Ancak temel soru şudur: Fransa’nın diplomatik düzeyde savunduğu standart, çocuk asker kullanımı ve terörizmle suçlanan tüm gruplarla pratik mücadelede eşit şekilde uygulanmakta mıdır?

Paris: Çocuk Askerlikle Mücadelenin Başkenti

Fransa, 2007 yılında silahlı gruplar tarafından çocukların askere alınmasıyla mücadelede bugün en önemli uluslararası çerçevelerden biri olarak kabul edilen “Paris Taahhütleri” ve “Paris İlkeleri“nin kabul edilmesiyle sonuçlanan “Çocukları Savaştan Kurtarmak” başlıklı uluslararası konferansa ev sahipliği yapmıştır. Bu ilkeler; çocukların askere alınmasının yasaklanmasını, derhal serbest bırakılmalarını, psikolojik rehabilitasyonlarını ve topluma yeniden kazandırılmalarını vurgulamaktadır. Fransa ayrıca, çocuk asker kullanımı konusunda izleme ve raporlama mekanizmasını kuran ve çocuk haklarını ihlal eden grup ve güçlerin listelenmesinin önünü açan BM Güvenlik Konseyi’nin 1612 sayılı kararının kabul edilmesinde aktif rol oynayan aktörlerden biri olmuştur. Resmi düzeyde Paris, kendisini çocuk hakları ihlalcilerinin hesap verebilirliğinin ve cezasızlığının sona erdirilmesinin savunucusu olarak tanıtmaktadır. Fransa Dışişleri Bakanlığı son yıllarda, çocukların askere alınmasına karşı küresel bir mücadele yürütülmesi ve bu suçun faillerinin hesap vermesi gerektiğini defalarca vurgulamıştır.

Fransa’nın Resmi Politikası: Savaşçıyı Değil, Çocuğu Korumak

Fransa, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin Çocukların Silahlı Çatışmalara Katılmasına İlişkin İhtiyari Protokolü’nü onaylamıştır ve kendi iç hukukunda 15 yaşın altındaki çocukların askere alınmasını bir savaş suçu olarak kabul etmektedir. Fransa ordusuna gönüllü katılım için asgari yaş 17 olarak belirlenmiş olup, 18 yaşın altındaki kişilerin doğrudan muharebe operasyonlarına katılması resmi olarak yasaklanmıştır. Yurt dışı misyonlarında, özellikle bazı Afrika operasyonlarında Fransa’nın resmi politikası, silahlı gruplardan ayrılan çocukların insani yardım kuruluşlarına teslim edilmesi ve onlara suçlu değil, mağdur olarak yaklaşılması esasına dayanmaktadır. Bu yaklaşım, uluslararası insancıl hukuk ilkeleri ve BM standartlarıyla uyumlu olarak değerlendirilmektedir.

Çatışma Noktası: Politikanın Jeopolitik Çıkarlarla Karşı Karşıya Geldiği An

Bu geçmişe rağmen, insan hakları eleştirilerinin önemli bir kısmı, Fransa’nın ilan ettiği pozisyonlar ile bazı devlet dışı silahlı gruplarla pratik yüzleşme biçimi arasındaki uçuruma yöneliktir; bu gruplar, son yıllarda uluslararası raporlarda çocukları askere almak ve kullanmakla suçlanmış, ancak aynı zamanda bazı Avrupa ülkelerinde medya, siyasi alan veya destek ağlarından yararlanmışlardır. Eleştirmenler, temel sorunun sadece çocuk askerliğinin varlığı değil, ihlalcilere yönelik seçici yaklaşım olduğunu belirtmektedir. Başka bir deyişle, Afrika veya Orta Doğu’daki bir silahlı grup çocuk asker kullandığı için yaptırımlar, diplomatik baskılar ve uluslararası kovuşturmalarla karşı karşıya kalıyorsa, aynı standart — bölgesel denklemlerde Batı için farklı bir siyasi hassasiyet taşıyanlar da dahil olmak üzere — diğer silahlı gruplara da uygulanmalıdır. Çocuk asker kullanımıyla suçlanan bazı grupların, çocuk hakları ihlallerinin yanı sıra güvenlik dosyaları ve sivillere yönelik şiddet eylemleriyle de karşı karşıya olduğu durumlarda bu mesele daha da hassas hale gelmektedir. Böyle bir durumda, herhangi bir çifte standart, insan hakları kriterlerinin zaman zaman siyasi ve jeopolitik mülahazaların gölgesinde kaldığı algısını yaratabilir.

Güvenilirlik Krizi: İnsan Hakları Seçici Görüldüğünde

Son yirmi yılın deneyimi, çocukların korunmasına yönelik uluslararası sistemin güvenilirliğinin her şeyden önce “standartların eşit uygulanmasına” bağlı olduğunu göstermiştir. Hesap verebilirlik ilkesi yalnızca belirli aktörlere uygulanır ve diğer gruplar fiilen siyasi veya medya koruma kalkanından yararlanmaya devam ederse, uluslararası mekanizmalara olan toplumsal güven sarsılacaktır. Fransa, çocuk askerlikle mücadelede uluslararası norm oluşturma düzeyinde önemli ve yadsınamaz bir rol oynamıştır. Ancak bu konum, Paris’in sorumluluğunu daha da ağırlaştırmaktadır. Kendisini çocuk haklarının savunucusu olarak tanıtan bir ülke, siyasi mülahazalara bakılmaksızın tüm ihlalci gruplara karşı tek ve net bir standardı olduğunu göstermek zorundadır. Aksi takdirde, çocuk askerliğine karşı yürütülen küresel mücadelenin evrensel bir insan hakları ilkesi olarak değil, bölgesel rekabetlerde siyasi bir araç olarak görülmesi riski doğacaktır; bu algı ise günün sonunda en büyük zararı bu savaşların gerçek mağdurlarına, yani çocuklara verecektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu