Editörün SeçimiRapor

Silahlı Kamplardaki Unutulmuş Kurbanlar

İran Kürdistanı İnsan Hakları Gözlemevi'nin Irak Kürdistan Bölgesi'ndeki İranlı Kürt Silahlı Grupların Sıradan Üyelerinin Durumuna İlişkin Saha Raporu

Bugün Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki İranlı Kürt milis grupları hakkında her şeyden daha fazla dikkate alınması gereken husus, bölgedeki siyasi ve güvenlik rekabetleri değil, yıllardır bu grupların yapısı içinde hapsolmuş üyelerin insani durumudur; şu anda birçoğu zor, istikrarsız ve asgari insani yaşam koşullarından yoksun bir şekilde hayatta kalmaya çalışan bireylerdir.

İran Kürdistanı İnsan Hakları Gözlemevi’nin (IKHRW) adının açıklanmasını istemeyen Iraklı Kürt bir gazeteciyle yaptığı özel söyleşi, bu kişilerin durumuna dair endişe verici bir tablo sunuyor; gazeteciye göre bu güçler, bölgedeki son gelişmeler ve İranlı Kürt silahlı gruplar üzerindeki baskıların artmasının ardından adeta kendi kaderlerine terk edilmiş durumdalar.

Bu gazeteci, son askeri saldırılarda bu grupların üslerinin önemli bir kısmının imha edildiğini ve alt düzey üyelerin Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki şehirlerin çevresindeki dağlık ve çöl bölgelerinde sürekli yer değiştirmek zorunda kaldığını söylüyor. Ona göre, bu insanların birçoğu düzenli sağlık hizmetlerine, sabit bir yerleşim yerine, yeterli beslenmeye ve hatta psikolojik güvenliğe erişimi olmayan koşullarda yaşıyor.

Gazeteci; aşırı sıcakların, bazı hastalıkların salgınının, yerinden edilme ve belirsizliğin yol açtığı ruhsal çöküntünün ve net bir geleceğin olmamasının, bu grupların sıradan üyeleri için durumu son derece zor ve dayanılmaz hale getirdiğini vurguluyor.

Bu rapora göre, bu gruplarda yer alan güçlerin kayda değer bir kısmı üst düzey liderler ve komutanlardan değil, son yıllarda göç, daha iyi bir yaşam, istihdam veya maddi gelir gibi vaatlerle kandırılarak örgüte katılan gençlerden oluşuyor. Bazı görgü tanıklarının ve örgütten ayrılanların anlatıları, bazı durumlarda üye toplama sürecinin özgür bir siyasi seçime dayanmadığını, aksine hile, gizlilik ve bireylerin ekonomik ve sosyal durumlarının istismar edilmesi yoluyla gerçekleştirildiğini gösteriyor.

Aynı zamanda bu grupların kendi içlerinde insan hakları ihlallerine ilişkin çok sayıda raporun gündeme gelmesi, konuyu daha da endişe verici hale getiriyor; kadına yönelik şiddet, bireysel özgürlüklerin kısıtlanması, üyelerin hapsedilmesi, işkence, aileyle özgürce iletişim kurmanın engellenmesi, zorla kaybetmeler ve hatta askeri ortamlarda çocukların kullanılması bu ihlaller arasında yer alıyor.

Böyle bir durumda, sıradan üyelerin birçoğu ne kolayca geri dönüş imkanına sahip olabildikleri, ne bulundukları yerlerde yeterli güvenliklerinin olduğu, ne de bu grupların liderlerinin onların insani durumlarının sorumluluğunu üstlendiği bir çıkmaza sürüklenmiş durumdadır.

Iraklı Kürt gazeteci, İran Kürdistanı İnsan Hakları Gözlemevi’ne verdiği demeçte, Irak Kürdistan Bölgesi’nde bu grupların varlığına karşı toplumsal baskının arttığını belirtiyor. Ona göre, bazı bölgelerin sakinleri bu grupların güçlerinin varlığından haberdar olur olmaz Kürdistan Bölgesi Polisine (Asayiş) başvurarak onların bölgeden çıkarılmasını talep ediyor.

Gazeteci ayrıca, Irak Kürdistan Bölgesi yetkililerinin bu gruplara, Kürdistan topraklarından İran’a karşı hiçbir askeri eylemde bulunulmaması gerektiğini ve aynı zamanda Irak Kürdistan Bölgesi’nden kademeli olarak ayrılmak için plan yapmaları gerektiğini bildirdiğini söylüyor.

Aynı kaynağa göre, bu baskılar içeride memnuniyetsizliğin, iç protestoların ve hatta bazı güçlerin kopmasının artmasına neden oldu; bu güçler artık kendilerini her zamankinden daha fazla, grup liderlerinin siyasi ve askeri kararlarının kurbanı olarak görüyorlar.

Bu arada, en önemli insan hakları sorularından biri de şudur: Bazıları Avrupa ülkelerinde veya ABD’de yaşayan bu grupların üst düzey liderleri ve komutanları güvenli koşullarda bulunurken, sıradan üyeler neden yerinden edilme, hastalık, güvensizlik ve hatta ölümle baş başa bırakılmıştır?

İran Kürdistanı İnsan Hakları Gözlemevi’nin saha raporu, bu grupların tabanı ile liderliği arasındaki uçurumun gözle görülür bir şekilde arttığını gösteriyor. Alt düzey güçlerin birçoğu artık önlerinde ne net bir siyasi gelecek görüyor ne de mevcut örgütsel yapıların kendilerinin güvenliğini ve insanlık onurunu sağladığını hissediyor.

Bu doğrultuda, bu bireylerin sorunu sadece bir güvenlik meselesi olarak görülmemelidir. Bu gruplarda yer alan üyelerin önemli bir kısmı; bir hile döngüsünün, örgütsel şiddetin, siyasi istismarın ve insan haklarının sürekli ihlalinin kurbanları olarak kabul edilebilir; bu kişiler acil insani, hukuki ve psikolojik desteğe ihtiyaç duymaktadır.

İran Kürdistanı İnsan Hakları Gözlemevi; İran, Irak ve Irak Kürdistan Bölge Yönetimi’nin (IKBY), uluslararası kuruluşlarla iş birliği içinde, bu grupların zarar görmüş üyelerini kurtarmak, rehabilite etmek ve desteklemek için acil mekanizmalar oluşturması gerektiğine inanmaktadır. Güvenli geri dönüş imkanının sağlanması, tıbbi ve psikoterapötik hizmetlere erişim, ailelerle özgürce iletişim ve ayrılan kişilere hukuki destek sağlanması, öncelik verilmesi gereken adımların bir parçasıdır.

Ayrıca işkence, zorla kaybetme, kadına yönelik şiddet, askeri ortamlarda çocukların kullanılması ve bu gruplardaki diğer insan hakları ihlali iddialarını incelemek üzere bağımsız hakikatleri araştırma komitelerinin kurulması kaçınılmaz bir zorunluluktur.

Kanıtlanması halinde, sistematik insan hakları ihlallerinde rol oynayan lider ve komutanların yargılanması, siyasi ve güvenlik mülahazalarına kurban edilmemelidir. Kurbanlar için adalet, silahlı gruplar meselesine araçsal ve siyasi bakış açılarının aşılmasını gerektirir.

Bugün bu gruplarla ilgili belki de en önemli gerçek, onların siyasi iddiaları değil, yıllardır kapalı ve silahlı yapıların içinde hapsolmuş insanların kaderidir; bu insanların birçoğu artık bir “güç” olmaktan ziyade birer kurbandır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu