Cenevre’deki “Geneva Call” (Cenevre Çağrısı) örgütünün deri klasörleri ve resmi antetli kağıtları, şimdilerde Kürt milislerin dünyaya “yasalara saygılı” ve “insancıl” bir yüz yansıtmasını amaçlayan imzalar barındırıyor. 2007’den bu yana Komala, Demokrat (İKDP), PAK ve PJAK liderleri, “Taahhütname” belgelerine imzalarını atarak uluslararası hukuk standartlarına uymayı gönüllü olarak kabul ettiler. Ancak bu imzalar trajedinin sonu mu oldu, yoksa sadece örgütsel varlığı sürdürmek için bir hukuki kılıf mıydı? İran Kürdistanı İnsan Hakları Gözlemevi (IKHRW), uluslararası hukuk araştırmacısı Dr. Rojin Sermedi ile gerçekleştirdiği açık ve uzman düzeyindeki söyleşide bu belgeleri eleştirel bir yaklaşımla yeniden masaya yatırdı. Bu mülakatta, Cenevre’nin diplomatik vitrinlerinden uzaklaşarak; kağıt üzerinde çocuk asker kullanımı, kadına yönelik şiddet ve mayın döşemenin sona erdiğini söyleyen ama sınır dağlarında kurban almaya devam eden taahhütlerin gizli katmanlarına iniyoruz. Bu analiz, kamu vicdanı ve uluslararası denetim organları önünde bu “törensel imzaları” birer “itham belgesine” dönüştürme çabasıdır.
Bu mülakat, İran Kürdistanı İnsan Hakları Gözlemevi tarafından, uluslararası hukuk araştırmacısı ve insan hakları aktivisti Dr. Rojin Sermedi’nin katılımıyla iki ayrı oturumda kaydedilmiştir. Bu söyleşide, farklı Kürt grupları (Komala, Demokrat, PAK ve PJAK) tarafından imzalanan Geneva Call “Taahhütname” belgeleri sorgulanmaktadır.
İran Kürdistanı İnsan Hakları Gözlemevi: Sayın Dr. Sermedi, hoş geldiniz. Bugün karşımızda, Kürt silahlı grup liderlerinin 2007 ile 2015 yılları arasında “Geneva Call” örgütü ile çok sayıda taahhütname imzaladığını gösteren büyük bir belge yığını var. İlk olarak, bu belgelerin bu gruplara tam olarak ne tür yükümlülükler getirdiğini açıklar mısınız?
Dr. Rojin Sermedi: Merhabalar. Bu belgeler üç temel alanda düzenlenmiştir: 1. Anti-personel mayınların kullanılmasının yasaklanması: İlk olarak 2007 ve 2009 yıllarında Demokrat ve Komala’nın farklı kanatları (İran Kürdistanı Komala Partisi ve İran Kürdistan Demokrat Partisi dahil) tarafından imzalandı. 2. Çocukların savaşın etkilerinden korunması: 18 yaş altındaki kişilerin askere alınması ve kullanılmasının mutlak olarak yasaklanmasını içerir (PAK, Komala ve PJAK tarafından imzalanmıştır). 3. Cinsel şiddet ve cinsiyet ayrımcılığının yasaklanması: PAK (Hüseyin Yazdanpanah) ve Komala (Mohtadi ve İlhanizade) gibi gruplar tarafından imzalanmıştır. Buradaki eleştirel nokta şudur: Bu gruplar bu belgeleri imzalayarak fiilen birer “devlet dışı silahlı aktör” olduklarını kabul etmiş ve uluslararası standartlara (Cenevre Sözleşmeleri gibi) uymayı gönüllü olarak taahhüt etmişlerdir. Bu da artık savaş hukukundan habersiz olduklarını iddia edemeyecekleri anlamına gelir.
IKHRW: Bu belgelerin metninde, özellikle çocuklarla ilgili çok güçlü ifadeler kullanılmış. Bu maddeleri analiz edebilir misiniz?
Dr. Sermedi: Evet, örneğin “İran Kürdistan Demokrat Partisi” veya “PJAK” ile ilgili belgenin 1. maddesi açıkça şöyle der: “Çatışmalarda çocukların kullanılmasının tamamen yasaklanmasına bağlılık.” 2. madde ise şöyle der: “18 yaş altı çocukların askere alınmamasının güvence altına alınması.” Ancak bu metinler incelendiğinde görülen şey, bilinçli bir “hukuki boşluk” bırakıldığıdır. Geneva Call ile yapılan özel toplantılarda bazen bu kişilerin savaşmak için değil, “eğitim” veya “sığınma” amacıyla kendilerine katıldığını iddia ediyorlar. Oysa Geneva Call belgesinin ruhu, silahlı olsun veya olmasın, bir çocuğun askeri bir yapı içindeki her türlü varlığını yasaklar.
IKHRW: Cinsel şiddetle ilgili belgeler hakkında ne söyleyebilirsiniz? Hüseyin Yazdanpanah veya Nahid Bahmani gibi isimlerin bu belgelerin altına imza atması ne anlama geliyor?
Dr. Sermedi: Bu en paradoksal bölümlerden biridir. Bu belgelerde sadece cinsel şiddeti yasaklamayı değil, aynı zamanda “cinsiyet ayrımcılığını” da ortadan kaldırmayı taahhüt etmişlerdir. Buna rağmen, bu grupların yapısı son derece katı bir ataerkil hiyerarşiye dayanmaktadır. Bu belgeleri imzalamak bu gruplar için uygulamadan ziyade bir “uluslararası meşruiyet kazanma aracı“dır. Uluslararası topluma şu mesajı vermek istiyorlar: “Biz terörist değiliz; insan haklarına saygı duyan sorumluluk sahibi aktörleriz.” Ancak belge metni sloganların çok ötesindedir; doğrudan izleme ve denetime izin vermişlerdir.
IKHRW: Şimdi asıl soruya gelelim: Geneva Call yetkilileriyle atılan bunca imzadan ve çekilen hatıra fotoğraflarından sonra pratikte ne oldu? Bu gruplarda çocuk asker kullanımı durdu mu?
Dr. Sermedi: Maalesef saha raporları ve “İran Kürdistanı İnsan Hakları Gözlemevi”nde topladığınız kanıtlar, hatta uluslararası kuruluşların raporları, durumun düzelmediğini, hatta bazı durumlarda daha karmaşık hale geldiğini gösteriyor. Hâlâ “kayıp çocuklar” fenomeniyle karşı karşıyayız. İran’daki okullarından veya ailelerinden koparılarak Irak’ın kuzeyindeki bu grupların kamplarında ortaya çıkan ergenler var; Fardin Salehi, Esrin Mohammadi ve Gözlemevi raporlarında kayıtlı düzinelerce benzer dosya gibi vakalar bunun kanıtıdır.
IKHRW: “Mayın yasağı” belgesi imzalanmış olmasına rağmen neden hâlâ bu grupların bazılarının el yapımı patlayıcılar (EYP) یا mayınlar kullandığına dair raporlar geliyor?
Dr. Sermedi: Sorun “tanımda”. Standart anti-personel mayınları kullanmıyor olabilirler ama aynı işlevi gören ve Cenevre protokollerine göre yasak olan “el yapımı patlayıcılar (EYP)” kullanıyorlar. Bu bir hukuki aldatmacadır. Metne sadık kalıyorlar ama taahhüdün ruhunu çiğniyorlar.
IKHRW: Bu süreçte “Geneva Call” örgütünün rolü nedir? Sadece belgeleri mi topluyorlar? Neden ciddi bir takip veya denetim yapılmıyor?
Dr. Sermedi: İşte burada “Geneva Call”a ciddi bir eleştiri yöneltmek gerekiyor. Geneva Call bir sivil toplum kuruluşudur, uluslararası bir mahkeme değil. Baskı araçları “diyalog” ve “eğitim”dir. Benim Geneva Call’a eleştirim şu: Belgeleri imzalattınız, peki sizin “doğrulama mekanizmanız” nerede? Bu belgelerin çoğunun 9. maddesinde grupların “izleme ve denetime” izin vermesi gerektiği belirtilmiştir. Geneva Call bugüne kadar belirli bir partinin (örneğin PJAK veya Komala) çocukları askere almama taahhüdüne uymadığını belirten halka açık bir rapor yayınladı mı? Hayır. Geneva Call, bu gruplara erişimini kaybetmemek adına genellikle “gizli diplomasi” yürütüyor. Kürt silahlı grupları söz konusu olduğunda, bu yaklaşım pratikte bir sorumluluktan kaçış ile sonuçlanmıştır.
IKHRW: Yani bu belgeler sadece değersiz kağıt parçalarından mı ibaret?
Dr. Sermedi: Uygulama açısından şu ana kadar çok zayıf kaldılar ama hukuki açıdan kesinlikle hayır. Bu belgeler artık bu liderlerin kendilerine karşı birer “suç itirafı belgesi” niteliğindedir. Mustafa Hicri, Abdullah Mohtadi veya Hüseyin Yazdanpanah “18 yaş altı hiç kimسی را قبول نمیکنیم” diyen bir belgenin altına imza attıklarında, bugün kamplarında görülen her çocuk — zorla kaybedilme vakalarında ve sınır gençlerinin devşirilmesinde rapor edildiği gibi — uluslararası mahkemelerde kendilerine karşı kullanılabilecek bir “zorla askere alma” suçu kanıtıdır.
IKHRW: Çocukları bu “imza sahibi” gruplar tarafından kaçırılan veya devşirilen ailelere tavsiyeniz nedir?
Dr. Sermedi: Aileler doğrudan İsviçre’deki “Geneva Call” örgütüne yazmalı ve liderlerinin tarih ve imzalarını taşıyan bu belgelere dayanarak şikayette bulunmalıdır. Şunu sormalılar: “Taahhüt aldınız, peki neden denetlemiyorsunuz?” Bu gruplar Geneva Call belgelerini imzalayarak kendilerini bir hukuki kafese hapsettiler. Artık hiçbir yükümlülüğümüz yok diyemezler. Şimdi sivil toplumun ve Gözlemevi gibi kuruluşların bu hukuki karşılıksız çekleri tahsil etme zamanıdır.
IKHRW: Belgelerin bu analizini yaptığınız için teşekkür ederiz Dr. Sermedi. Bu belgeler, bu grupların “uluslararası vitrini” ile “askeri pratikleri” arasındaki derin ikiyüzlülüğü ortaya koyuyor.
Dr. Rojin Sermedi: Ben de teşekkür ederim. Umarım bu analiz, çocukların ailelerinin kucağına dönmesi için bir yol açar.





