Makale

Avrupa Parlamentosu Kürsüsünden İnsan Hakları İhlalinde Bulunanlara Dokunulmazlık Sağlanmasına Kadar

Yazar: Dr. Ali Farahmand

Avrupa Parlamentosu’nda, özellikle Dış İlişkiler Komitesi bünyesinde düzenlenen ve Komala militanlarının lideri Abdullah Mohtadi ile İran Kürdistanı Demokrat Partisi militanlarının lideri Mustafa Hicri gibi isimlerin katıldığı son oturum; insan hakları söylemini güçlendirmek yerine, uluslararası sistemdeki iddia ve eylem arasındaki bariz çelişkinin bir sahnesi haline gelmiştir.

İran Kürdistanı İnsan Hakları İzleme Örgütü (IKHRW); kurbanların ifadelerine, saha belgelerine ve kayıtlı anlatılara dayanarak (tüm bu belgeler IKHRW web sitesinde mevcuttur), bu şahısların ve bağlı oldukları grupların temel insan haklarının ihlali konusunda ciddi ve süregelen suçlamalarla karşı karşıya olduğunu beyan eder.

Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin Açık İhlali

Belgeler; çocukların ve gençlerin silahlı yapılara alınması ve kullanılması, bireylerin insanlık dışı koşullarda zorla tutulması ve bu gruplar tarafından organize şiddet uygulanması gibi durumlara işaret etmektedir. Bu eylemlerin tespiti halinde; çocukların silahlı çatışmalara katılımına ilişkin Çocuk Hakları Sözleşmesi ve İhtiyari Protokolü kapsamındaki yükümlülüklerin doğrudan ihlali söz konusudur. Bu belgeler sadece tavsiye niteliğinde değil, bağlayıcı mahiyettedir.

Ayrıca bu gruplar, Geneva Call gibi mekanizmalar çerçevesinde;

  • Çocuk asker kullanımının yasaklanması,

  • Sivillere yönelik şiddetin durdurulması,

  • Anti-personel mayın kullanımından kaçınılması gibi konularda resmi taahhütnameler imzalamışlardır. Bu taahhütlerin ihlali, sadece temel insani hukuk ilkelerinin hiçe sayılması değil, aynı zamanda devlet dışı aktörleri sorumlu tutmak için tasarlanmış tanınmış bir uluslararası mekanizmanın zayıflatılmasıdır.

Interpol Kırmızı Bültenleri ve Hukukun Üstünlüğü Meselesi

Bu dosyada Interpol Kırmızı Bültenleri konusu büyük bir önem taşımaktadır. “Kırmızı Bülten”, kişilerin iade amacıyla yerinin tespit edilmesi ve geçici olarak tutuklanması için yapılan resmi bir taleptir ve uluslararası polis iş birliğinin en hayati mekanizmalarından biridir.

Bu toplantıda hazır bulunan bazı isimler hakkında Interpol tarafından kırmızı bülten çıkarılmış olmasına ve İran mahkemelerinde özel müşteki şikayetleri üzerine tutuklama ve iade kararları bulunmasına rağmen, adli takipler sonuçsuz kalmıştır. Avrupa hükümetlerinin bu kararları görmezden gelmesi basit bir idari hata değil, uluslararası iş birliği yükümlülüklerinin açık bir ihlali ve ulusötesi düzeyde hukukun üstünlüğünün zayıflatılmasıdır.

Avrupa İnsan Hakları Vicdanı İçin Kritik Sorular

Bu koşullar altında şu soruların sorulması zaruridir:

  1. Hakkında ciddi suçlamalar bulunan ve uluslararası takip mekanizmalarına tabi olan kişiler, Avrupa ülkeleri topraklarında nasıl bu kadar rahat dolaşabilmektedir?

  2. Bu şahıslar hangi hukuki dayanakla Avrupa Parlamentosu’ndaki resmi kürsülere erişim sağlayabilmektedir?

  3. Eğer kriter insan hakları ise, bu kriter neden jeopolitik mülahazalara göre seçici bir şekilde uygulanmaktadır?

IKHRW, Avrupa Birliği’nin saygınlığının, kendi iddia ettiği ilkelere ayrım gözetmeksizin bağlı kalmasına bağlı olduğunu açıkça belirtir. İnsan hakları, jeopolitik çıkarlara göre uygulanacak veya askıya alınacak bir dış politika aracı değildir.

Belçika Hükümeti ve BM İnsan Hakları Konseyi’nin Sorumluluğu

Ev sahibi ülke olarak Belçika Hükümeti, Interpol dahil uluslararası mekanizmalarla iş birliği yükümlülüğü gereği, topraklarında bulunan kişilerin hukuki durumunu şeffaf bir şekilde incelemeli ve gerekirse uygun adli adımları atmalıdır. Bu konudaki her türlü müsamaha, kanun önünde hesap vermesi gereken kişiler için “güvenli bölge” oluşturulması anlamına gelir.

Aynı zamanda, BM İnsan Hakları Konseyi‘nin bağımsız ve kanıta dayalı incelemeleri acil bir gereklilik olarak gündeme alması gerekmektedir. Sessizliğin veya çifte standartlı yaklaşımın sürmesi, insan hakları ihlalcilerine “dokunulmazlık” mesajı göndermektedir.

Sonuç: Kurbanların Adalete Erişim Hakkı

IKHRW, bu konuda herhangi bir siyasi çatışmaya taraf olmadığını ve yalnızca tek bir temel ilkeyi savunduğunu vurgular: Kurbanların adalete erişim hakkı. Çoğunlukla dezavantajlı kesimlerden ve kırsal bölgelerden gelen bu kurbanlar, hukuki mekanizmalara etkili erişimden yoksundur. Adalet, siyasete kurban edilmemelidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu