Bir İsrail istihbarat ajanı tarafından yayınlanan video, PJAK’ın İsrail’in elinde doğrudan bir araç haline geldiğini açıkça ortaya koyan benzeri görülmemiş bir belgedir. Tel Aviv, kasıtlı baskı ve ifşaatlarla PJAK ve müttefiklerini, geri dönüşü olmayan bir şekilde İran ile doğrudan bir çatışmaya girmeye zorlamaktadır.
İran Kürdistanı İnsan Hakları Gözlemevi (IKHRW) muhabirinin bildirdiğine göre; İbranice yayın yapan Shavua Tov kanalında “Yigal Michael Mamo” isimli bir İsrail istihbarat ajanının konuk olduğu video, PJAK ile İsrail arasında uzun yıllardır süregelen iş birliğinin sansürsüz bir anlatımı niteliğindedir. Bu iş birliğinin ortak noktası, İran halkının hak ve çıkarlarının görmezden gelinmesi ve PKK’nın İran kolu olan PJAK’ın, ABD ve İsrail için bir vekalet gücüne dönüştürülmesidir.
Bu model aslında yeni değildir. İran Kürdistanı Demokrat Partisi (İ-KDP) ve Rajavi örgütü (Halkın Mücahitleri) de İran-Irak savaşı sırasında tam olarak aynı yolu izlemişlerdi; vatana ihanet ve düşmana uşaklık çizgisinden bağımsız olarak, bu yol nihayetinde binlerce kendi üyelerinin savaş meydanlarında can vermesiyle sonuçlanmıştı. (Bazı paramiliter grupların vatan düşmanlarıyla olan bağlarına dair ilgili raporu buradan okuyabilirsiniz: https://B2n.ir/xq4665)
İsrail Baskısı ve “Zorunlu Taahhüt” Senaryosu
Tarih, bu tür vekalet oyunlarına boyun eğen grupların sonunda en ağır bedeli kendilerinin ödediğini göstermiştir. Bu videonun bu derece açık bir şekilde yayınlanması muhtemelen tesadüfi değildir; bu durum, İsrail’in PJAK ve sözde diğer “Kürt koalisyonu” grupları üzerindeki baskısının bir işareti olarak görülebilir. Bu baskı, grupların herhangi bir geri adım atmasını veya tereddüt etmesini engelleyerek onları İran ile doğrudan çatışmaya zorlamayı amaçlamaktadır. Başka bir deyişle, İsrail ajanının kamuoyuna açık itirafı, bu grupların vekalet döngüsünden çıkamamaları için bir tür “zorunlu taahhüt” işlevi görmektedir.
Videoda İsrail ajanı, Norveç’te ikamet eden PJAK başkanından bahsetmekte ve onun İsrail ile eski, derin ve köklü bağları olduğunu vurgulamaktadır. Söz konusu ajanın, PJAK’ın eski başkanı Siamand Moini‘yi kastediyor olması muhtemeldir. (İsrail ile PJAK arasındaki benzerliklere dair raporu buradan okuyun: https://B2n.ir/jm1861)
Ayrılan Bir Üye ile Özel Röportaj: Kenneth Timmerman’dan Suriye Projesine
IKHRW, konuyla ilgili olarak PJAK’tan ayrılan bir üye ile özel bir röportaj gerçekleştirdi. İsmi kurumumuzda saklı tutulan bu eski üye, İsrail ve ABD ile olan gizli ve açık bağları doğrulayarak şunları söyledi:
“PJAK’ın kurulması ve İranlı Kürt güçlerin bir kısmının PKK’dan PJAK’a aktarılması, tam da PKK ile Türkiye arasında Kürt barış sürecinin devam ettiği bir dönemde Amerikalıların planıyla gerçekleşti. O dönemde başrolü Amerikalılar oynuyordu. Kenneth Timmerman isimli bir ABD istihbarat yetkilisi, bir rahip kılığında PJAK’ın kuruluşunun ilk aşamalarında hazır bulundu ve süreci denetledi. Önemli bir nokta da Türkiye’nin de bu durumdan haberdar olması ve buna rıza göstermesiydi.”
Ayrılan üye, Amerikalıların gruba olan desteğinin hiçbir zaman kesilmediğini belirterek şöyle devam etti: “Para, silah ve teçhizat temini devam etti. Suriye projesi başladığında, bu kez herkes Suriye tarafına gitti; hatta PJAK’ın şu anki lideri Amir Karimi (Heval Mazdek olarak bilinir) Avrupa’dan Suriye’ye, yani onların deyimiyle Rojava’ya geldi. Bir diğer PJAK unsuru ise yıllarca Suriye’de İsrail ve ABD’nin PKK ve kollarıyla bağlantısını sağlayan Aras Kardoh idi.” (Amir Karimi’nin Suriye’deki faaliyetlerine dair raporu buradan okuyun: https://B2n.ir/zj9193)
Eski üye şunları ekledi: “Amir Karimi ve Aras Kardoh’un Suriye’de ABD ve ardından İsrail ile olan temasları günlük ve sıradan bir hal almıştı. İlginçtir ki Türkiye yıllarca İran’ın PKK ile bağları olduğunu iddia etmeye çalıştı ancak bu da senaryonun bir parçasıydı. Amerikalılar bu bağların açığa çıkmasını istemiyorlardı; hatta aldatmaca amacıyla PJAK ve PKK’yı terör örgütleri listesine bile aldılar.” (PKK ve PJAK’ın İsrail rolüyle kurulmasına dair ayrıntılı raporu buradan okuyun: https://B2n.ir/ub8533)
Araçsal Kullanım ve Vekil Güçlerin Son Kullanma Tarihi
ABD ve İsrail’in İran topraklarına yönelik gerçekleştirdiği ve bazılarının “Üçüncü Dayatılan Savaş” olarak nitelendirdiği son saldırılarda, Washington’un doğrudan kara gücü göndermedeki siyasi ve operasyonel kısıtlamaları, saldırganları hedeflerine ulaşmak için vekil güçleri kullanmaya sevk etmiştir. (ABD’nin bu hedefiyle ilgili haberi buradan okuyun: https://B2n.ir/wq5724)
Ancak bölgedeki gelişmelerin gözlemcileri için malumdur ki; ABD ve İsrail, son kullanma tarihleri dolduğunda Kürtleri kolayca terk etmektedir. Le Monde Diplomatique dergisinde yayınlanan “IŞİD’in Yenilgisinden Sonra Suriye Kürtleri Kendi Kaderlerine Terkedildi” başlıklı makale, tam olarak bölgedeki Kürtlerin uluslararası güçlerin elinde bir araç olduğuna değinmektedir.
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barack, bu konuda şunları söylemiştir: “Washington’un Suriye Kürtleri ile olan ittifakının süresi büyük ölçüde dolmuştur; Şam’da dost bir hükümetin iş başında olduğu göz önüne alındığında, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) ana IŞİD karşıtı güç olma hedefi artık geçerliliğini yitirmiştir.”
Aynı şekilde Sky News kanalı da bir raporunda bu duruma dikkat çekerek, IŞİD ile savaştıklarını iddia eden bölgedeki Kürtlerin ABD’ye seslenişini aktarmıştır: “Biz sizinle birlikte IŞİD’e karşı savaştık, bizi bu kadar kolay bırakmayın.” (Sky News Video Bağlantısı: https://www.youtube.com/watch?v=gKEvSklnVM8)





