18 Mart 2026 akşamında, başkentin gecelerinin karanlığı dehşet verici bir ışıkla yarıldı. ABD ve İsrail’e atfedilen hava saldırısı, Tahran’ın Zaferaniye bölgesindeki sivil yerleşim alanlarından birini hedef alarak evleri birer kül ve enkaz yığınına çevirdi. Bu korkunç patlama sadece çatıları yıkmakla kalmadı; savunmasız sakinlerin umutlarını ve huzurlarını da ellerinden aldı ve ne yazık ki çok sayıda sivil vatandaşımızın hayatını kaybetmesine neden oldu.
Beriwan Molani’nin Trajedisi: Sardasht’tan Zaferaniye Enkazına
Bu yıkımın ortasında, dinleyen her yüreği sızlatan acı bir hikaye yükseliyor. Saldırının kurbanlarından biri, Tahran’daki güvenli limanı olması gereken evinde can veren, Sardashtlı 22 yaşındaki genç kadın Beriwan Molani idi.
Olayın hemen ardından geçen anlar, facianın boyutunu insani bir ızdırapla harmanladı. Kurtarma ekipleri Beriwan’ın cansız bedenini enkaz altından çıkardığında, kendisi de hayatta kalanlar arasında olan umutlu anne, ağzından dökülen ilk ve en yakıcı kelimelerle sordu: “Kızım nerede? Yaşıyor mu?”
O zor anlarda, annenin yaralı ruhunu geçici de olsa teselli etmek adına facianın gerçeği gizlendi. Kızının yaşadığı haberini alan anne, şükranla kurtarma görevlisinin elini öptü; oysa masum kızının cansız bedeni çoktan enkazdan çıkarılmıştı. Bu öpücük, derin bir kederin ortasındaki sahte umudun en acı sembolü olarak hafızalara kazındı.
Hukuki Analiz: Uluslararası İnsancıl Hukuk (IHL) Kurallarının İhlali
Bu olay, Uluslararası İnsancıl Hukukun (IHL) temel ilkelerinin sükunetine atılmış ağır bir taş oldu. Bu kurallara göre, yerleşim alanları ve sivil halk mutlak bir dokunulmazlığa sahiptir. Bu faciada şu temel ilkeler doğrudan çiğnenmiştir:
1. Ayrım Gözetme İlkesi (Distinction)
Çatışmanın tarafları, her zaman askeri hedefler ile sivil hedefler (konutlar dahil) ve muharipler ile siviller arasında ayrım yapmakla yükümlüdür. Tahran’daki bir konut sitesine yapılan saldırı, bu ilkeyi doğrudan ihlal etmiştir.
2. Orantılılık İlkesi (Proportionality)
Yakınlarda askeri bir hedef olsa bile, sivil kayıpların beklenen askeri avantajdan çok daha fazla olacağı öngörülen her türlü saldırı yasaktır. Bir konut binasının sivil kayıplarla birlikte tamamen yıkılması, bu ilkeye uyulmadığının açık bir göstergesidir.
3. Saldırıda İhtiyat Yükümlülüğü
Taraflar, sivil kayıpları ve sivil mallara gelebilecek zararı önlemek veya en aza indirmek için mümkün olan tüm ihtiyati tedbirleri almalıdır. Zaferaniye’deki enkazın sessizliği, ayaklar altına alınan bu ilkelerin bir çığlığıdır.
Bu hadise sadece insani bir trajedi değil, aynı zamanda her türlü silahlı çatışmada uluslararası toplumun vicdanının ve masum hayatları koruma taahhüdünün en gür sesli operasyonel ilke olması gerektiğini bir kez daha hatırlatmaktadır.





