Makale

Bir Paradigmanın Sonu mu? Kürt Sorunu İnsan Hakları Çağına mı Girdi?

Kürt sorunundaki yeni gelişmeler ışığında silahlı mücadeleden siyaset ve insan haklarına stratejik yönelimin analizi

Abdullah Öcalan’ın 2025 yılında silahlı mücadelenin sona erdirilmesi, askeri yapının feshedilmesi ve mücadelenin siyaset ile hukuk alanına taşınması yönündeki çağrısının ardından PKK‘nın silahsızlanma ve kademeli fesih sürecinin başlaması, bir çok kesim tarafından yalnızca taktiksel bir dönüşüm veya bölgesel güvenlik gelişmelerinin bir sonucu olarak değerlendirildi. Ancak bu gelişmeyi uluslararası hukuk ve barış çalışmaları çerçevesinde daha geniş bir perspektifle analiz ettiğimizde, belki de daha derin bir gerçeklikle karşı karşıya kalırız: Sona yaklaşan şey sadece bir örgüt değil, belki de bütün bir paradigmadır.

Dört on yıl önce PKK silahlı mücadeleyi başlattığında, dünya Soğuk Savaş ortamı, özgürlük hareketleri ve ideolojik çatışmalarla tanımlanıyordu. O dönemde birçok etnik ve ulusal hareket, askeri bir denge kurulmadan devletlerin azınlık haklarını asla kabul etmeyeceğine inanıyordu. Silah yalnızca bir araç değil, siyasetin diliydi; silahlı mücadele ise güç denklemine girmek için meşru bir strateji olarak görülüyordu.

Ancak bugünün dünyası artık aynı dünya değildir. Son otuz yılda uluslararası sistemin yapısı köklü bir değişim geçirdi. Siyasi meşruiyet, toprak kontrolünden veya askeri güçten ziyade aktörlerin insan hakları, hukukun üstünlüğü, demokratik katılım ve insan onuruna ne düzeyde bağlı kaldığından kaynaklanmaktadır. Çağdaş uluslararası hukuk uygulamasında kendi kaderini tayin hakkı dahi ayrılıkçılık ve şiddetle ilişkilendirilmekten ziyade özerklik, siyasi katılım, ayrımcılık yasağı ve vatandaşlık eşitliği gibi kavramlarla bağdaştırılmaktadır.

Böyle bir konjonktürde PKK’nın silahlı mücadeleyi bırakma kararı, sadece askeri bir geri çekilme olarak görülmeyebilir; aksine oyunun kurallarının değiştiğinin zımnen kabul edilmesi olarak değerlendirilebilir. On yıllarca meşruiyetini silahlı direnişten alan bir hareketin bugün “siyasi ve hukuki mücadele”den söz etmesi, nihai sonucu ne olursa olsun, 21. yüzyılda meşruiyetin farklı bir yoldan üretildiğini silahlı aktörlerin de kavradığını göstermektedir.

Bu dönüşüm, Türkiye’de Kürt sorununun kendiliğinden çözüldüğü anlamına gelmemektedir. Kültürel haklar, siyasi katılım, sivil özgürlükler, yerel yönetimler ve devlet ile Kürt toplumu arasındaki karşılıklı güven konularında hala önemli sorular varlığını korumaktadır. Ayrıca mevcut sürecin başarısı, tüm tarafların siyasi ve hukuki taahhütlerine uyum düzeyine bağlı olacaktır; nitekim 2013-2015 barış sürecinin başarısızlıkla sonuçlanması deneyimi, hiçbir başarının garantisi olmadığını göstermektedir.

Yine de bu süreç engellerle karşılaşsa bile bir gerçek göz ardı edilemez: Bölgenin en önemli Kürt silahlı hareketi, ilk kez geleceği savaşın devamında değil, siyasi ve hukuki mücadelede aradığını resmen ilan etmiştir. Bu gelişme yalnızca örgütsel bir karar değil, uluslararası ortamdaki daha derin bir dönüşümün yansımasıdır.

Bu açıdan bakıldığında, Türkiye’deki gelişmelerin diğer etnik hareketler için de en önemli dersi şu olabilir: Amaç hakların elde edilmesi, ayrımcılığın giderilmesi ve kalıcı eşitliğin sağlanması ise, 21. yüzyıl modeli ayrılıkçılık ve silahlı mücadeleden ziyade insan hakları, vatandaşlık hakları, demokratik katılım ve şiddetsiz eylem çerçevesine dayanmaktadır. Bu yol ne kolaydır ne de başarıyı garanti eder; ancak son on yılların deneyimi, şiddete kıyasla meşruiyet üretme, iç ve dış destek sağlama ve kalıcı reformlara ulaşma konusunda daha yüksek bir kapasiteye sahip olduğunu göstermektedir.

Silahlı mücadele çağının tamamen sona erdiğini ilan etmek için belki henüz erkendir; ancak en azından Türkiye’deki Kürt sorunundaki gelişmelerin kendisi şu soruyu ciddi bir şekilde gündeme getirmiştir: Etnik taleplerin silah namlusundan geçmek yerine insan haklarının evrensel dili, vatandaşlık eşitliği ve hukukun üstünlüğü çerçevesinde yeniden tanımlanmasının zamanı gelmedi mi?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu