PJAK Sözcüsü Rivar Abdanan’ın yakın zamanda çocuk askerliği konusuna ilişkin yaptığı açıklamalar, Kürt silahlı gruplarla bağlantılı en ciddi insan hakları dosyalarından birini bir kez daha gündemin merkezine taşıdı. Bu açıklamalara tepki olarak, Kürdistan Demokrat Partisi-İran’ın eski üyesi Azad Salavati, yayınladığı bir videoda PKK ve PJAK’a bağlı yapılarda çocukların ve gençlerin kullanılmasından açıkça söz etmekte ve bu konuyu söz konusu gruplara yönelik uluslararası eleştirilerin geçmişiyle ilişkilendirerek ele almaktadır.
Bu açıklamaların önemi sadece içeriğinde değil, aynı zamanda konuşmacının konumunda da yatmaktadır. Salavati, uzun yıllar rakip partilerden birinde faaliyet göstermiş olup, şu anda genellikle siyasi rekabet ortamında gizli kalan örgütsel gerçeklerin bir kısmını ortaya koymaktadır. Pek çok durumda, silahlı grupların eski üyelerinin ve kadrolarının tanıklıkları, militan devşirme mekanizmalarını, örgütsel faaliyet biçimlerini ve insan hakları ihlallerini anlamak için en önemli kaynaklardan birine dönüşmüştür.
Bununla birlikte, çocuk asker meselesi iki siyasi akım arasındaki bir rekabete indirgenemez. Önemli olan konunun esasıdır: Reşit olmayan kişiler askeri veya milis yapıların içine dahil edilmiş, eğitilmiş veya kullanılmış mıdır, kullanılmamış mıdır? Bu, siyasi aidiyetlerden ve parti rekabetlerinden bağımsız olarak cevaplanması gereken bir sorudur.
Geçtiğimiz yıllarda İran Kürdistanı İnsan Hakları İzleme Örgütü (IKHRW), çeşitli Kürt silahlı gruplarında 18 yaş altı bireylerin devşirilmesi ve kullanılmasıyla ilgili ailelerin şikayetlerini, eski üyelerin anlatılarını ve ilgili raporları içeren onlarca vaka yayınladı. Bu raporlar belirli bir örgüt veya akımla sınırlı kalmamış, içlerinde farklı grupların isimleri zikredilmiştir. Bu açıdan bakıldığında, çocuk askerliği yapısal ve yaygın bir sorundur; dolayısıyla bunu sadece tek bir gruba mal edip diğerlerini her türlü sorumluluktan muaf tutmak mümkün değildir.
Azad Salavati’nin açıklamaları aynı zamanda önemli bir soruyu daha gündeme getirmektedir. Eğer PJAK ve PKK’ya bağlı yapılarda çocukların kullanılması kınanıyorsa, aynı kriter diğer Kürt silahlı grupları için de geçerli kılınmakta mıdır? Geçmiş yılların deneyimi göstermiştir ki, insan hakları ihlallerine seçici bir şekilde yaklaşmak gerçeğin aydınlatılmasına yardımcı olmadığı gibi, hesap verebilirlikten muaf olma durumunun sürmesine de zemin hazırlamaktadır.
Uluslararası standartlara göre, 18 yaşın altındaki bireylerin askeri ve silahlı faaliyetlerde devşirilmesi veya kullanılması, “gönüllü üyelik” adı altında sunulsa dahi, ciddi bir konudur ve bağımsız bir inceleme gerektirir. Silahlı grupların çocukları koruma konusundaki sorumluluğu göz ardı edilemez bir yükümlülüktür; siyasi veya güvenlik mülahazalarından etkilenemez.
Sonuç olarak, odak noktasında yer alması gereken şey Kürt silahlı partileri arasındaki anlaşmazlıklar değil, isimleri defalarca insan hakları raporlarında, ailelerin şikayetlerinde ve eski üyelerin tanıklıklarında geçen çocukların kaderidir. Bu dosyaların asıl kurbanı rakip siyasi gruplar değil, silahlı çatışmaların gölgesinde eğitim haklarını, aile hayatlarını ve geleceklerini kaybeden çocuklardır. Bu nedenle, çocuk askerliğine ilişkin her türlü iddia, istisnasız ve çifte standart olmaksızın tüm gruplar için tek bir kriterle incelenmeli ve hesap sorulmalıdır.




