Röportaj

Eski PJAK Üyesi ile Özel Röportaj: Kandil’de Gördüklerimi Mahkemede Kanıtlayacağım

"Sirvan A."dan Sarsıcı İtiraflar: PJAK'ın Terör Yapılanması, İstihbarat Biriminden Sızdırılan Belgeler ve Üyelerin İnfaz Edilmesinin Perde Arkası

Bu ifadeler, 11 yıl boyunca önce PKK, ardından PJAK bünyesinde faaliyet yürütmüş ve bu Kürt milis grubunun lider kadrosu ve önde gelen üyeleriyle yakından temas kurmuş eski bir PJAK üyesine aittir. Silahlı Kürt grubundaki 11 yıllık faaliyetinin ardından, aşağıda detaylandırılacak gerekçelerle gruptan ayrılan şahıs, şu anda bir Avrupa ülkesinde yaşamaktadır.

İran Kürdistanı İnsan Hakları Gözlemevi (IKHRW) ile iletişime geçen eski üye, birtakım iddialar ve bilgiler paylaştı. Kendisinin rızasını alarak, kamuoyunu aydınlatmak, toplumu, siyasi aktivistleri ve insan hakları savunucularını bilgilendirmek amacıyla bu röportajın belirli bölümlerini yayınlıyoruz.

Belirtmek gerekir ki, kendi beyanına göre, dünyanın herhangi bir yerinde yetkili bir mahkeme kurulması halinde Bay “Sirvan A.”, dile getirdiği tüm hususlara ilişkin belgeleri yetkili makamlara sunmaya hazırdır.

PJAK bünyesinde bulunduğu dönemde, birkaç yıl boyunca “PJAK Enformasyon (İstihbarat) Merkezi” adı verilen birimde faaliyet göstermiş ve ayrılırken yanında kayda değer ve üzerinde düşünülmesi gereken önemli belgeler çıkarmıştır. IKHRW’ye sunulan bu belgelerden bazıları, gözlemevi avukatlarına göre, bu silahlı Kürt grubunun terör ve şiddet odaklı yapısını kanıtlayan son derece önemli deliller niteliğindedir.

IKHRW, avukatları aracılığıyla bu belgeleri yetkili uluslararası mercilere ulaştırmak için çalışmaktadır. Avukatların değerlendirmesine göre, uluslararası mekanizmalar bu tür somut vakalara karşı oldukça katı kurallar uygulamaktadır.

Sirvan, IKHRW’ye verdiği demeçte şunları söyledi: “Gerçek şu ki, PJAK’ı İranlı bir Kürt partisi olarak değerlendirmek mümkün değildir. Demokrat veya Komala gibi diğer Kürt partilerinin üyeleri açıkça İranlıdır ve bu partilerdeki kararlar İranlı olan kişilerin etkisiyle alınır. Ancak PJAK’ta tüm kararlar PKK liderlik konseyinin, yani tabiri caizse Kandil’in etkisi altındadır.”

“ABD Hazine Bakanlığı’nın PJAK’ı terör örgütü ilan ettiği belgeye dikkat ederseniz, onu PKK yapısı altında bir grup olarak ele aldığını görürsünüz; bu son derece doğru bir tespittir. Yıllarca PJAK, başkalarının kendisini PKK çatısı altında tanımlamasından kaçınmadı.”

“PJAK’ın belirli bir dönemden sonra PKK’nın altında olduğunu açıkça söylemekten neden kaçındığını ve hatta bazı durumlarda ‘bağımsızız’ dediğini anlamak için işin arka planına bakmak gerekir. Suriye olayları patlak verdiğinde ve PYD (PKK’ya bağlı Kürt partisi) sahneye çıktığında, Amerikalılarla ilişkileri şekillenmeye başladı. İşte o dönemde Amerikalılar onlara, ‘Eğer desteğimizi istiyorsanız adınızı değiştirmeli ve bizim taleplerimize göre hareket etmelisiniz’ dediler.”

“Muhtemelen birçok kişi, Suriye Kürt silahlı güçlerinin komutanı Mazlum Kobani’nin (Mazlum Abdi), aslında çocukluğundan beri (yaklaşık 8 yaşından itibaren) Öcalan’ın yanında PKK’da yetişen Şahin Cilo olduğunu bilmez. Ancak Mazlum Kobani’nin, PKK liderlik konseyinin aksine, ABD baskısıyla ve tabii kendi fikri doğrultusunda YPG’nin adını Demokratik Suriye Güçleri (DSG/SDF) olarak değiştirdiğini ve bugüne kadar da bu isimle faaliyet yürüttüğünü gördük.”

“Dolayısıyla PJAK da bu koşullardan etkilendi. Kesin bir bilgiye sahip olmasam da bazı PJAK liderlerinin, örgütün adı ABD’nin terör listesinde yer almasına rağmen ABD’ye seyahat ettiğini görmek, bana PJAK ile ABD arasında perde arkası ilişkiler kurulduğunu düşündürtüyor. Bu meseleleri, bu davranışların arkasında siyasi ilişkiler ve karşılıklı al-verler olduğunu bilmeniz için anlatıyorum.”

“Fakat Interpol’ün onlar için Kırmızı Bülten çıkardığını gördüğümde, bu siyasi ilişkilerin muhtemelen daha üst düzeydeki başka dengeler nedeniyle çıkmaza girdiği sonucuna vardım. Uluslararası Interpol, birileri için öyle kolay kolay Kırmızı Bülten çıkarmaz; görünen o ki PJAK ve diğer Kürt partileri için şartlar değişiyor.”

“İran Kürdistanı İnsan Hakları Gözlemevi’nin dile getirdiği konulara gelince; sonuçta gerçek kimlikleriyle ortaya çıkan ve hatta bazıları video kayıtları sunan bir dizi insan birtakım meseleleri gündeme getirdi. Ben de bu olayların bir kısmına bizzat şahit oldum. Ne de olsa bunlar, tüm yapıları bu temelde şekillenmiş silahlı gruplardır. Bu yüzden Instagram ve propaganda ortamının etkisiyle bu gruplara katılanların birçoğu hızla ayrılıyor. Tabii bu ayrılış da öyle sanıldığı kadar kolay olmuyor.”

“Önemli olan husus şu ki, son yıllarda neredeyse hiç ideolojik militan devşirilemedi. Gelenlerin çoğu sorunları olan ve bu sorunlardan kaçarak kurtulabileceğini sanan kişilerdir. Ancak içeri adım attıklarında koşulların hayal ettiklerinden çok daha acımasız olduğunu görüyorlar.”

“Uyuşturucu bağımlısı olan birkaç kişinin geldiğini hatırlıyorum. ‘Dağda uyuşturucu bulunmaz, içemeyiz, böylece bırakırız’ diyerek gelmişlerdi. Fakat şartları gördüklerinde kaçmak için her yolu denediler. Onları mağara kazmaya götürmüşlerdi; bir bağımlının bu koşullarda ne hale geleceği ortada.”

“Üyeler üzerinde muazzam bir psikolojik ve ruhsal baskı var; ayrıca çok ağır şartlara sahip bir zindan sistemi işletiliyor. Hatta birinin ‘İran ajanı’ olduğu iddia edilen vakalar yaşadık; adamın kıyafetlerini zorla çıkarıp dağın tepesine götürdüler ve oradan aşağı fırlattılar. Bu yöntemi arkada hiçbir iz kalmasın diye kullanıyorlardı. Bu zavallılar her halükarda katlediliyordu ve cesetleri vahşi hayvanlara yem oluyordu.”

“Daha da acısı, birkaç yıl sonra bu kişinin Türk ordusuyla girilen bir çatışmada veya benzer bir olayda hayatını kaybettiğini ilan edip onun üzerinden propaganda yapıyorlardı. Üstelik bununla da kalmayıp ailesinin kapısını çalıyorlardı; aile de tamamen onların propaganda programlarına boyun eğmek zorunda bırakılıyordu.”

“Şimdi bu vakalar nasıl belgelenebilir? Bana göre İran Kürdistanı’nda başlayan hareketi Z Kuşağı başlattı. Bunlar, bu baskılara ve eziyetlere dayanamayan gençlerdir ve ayrıldıktan sonra hiçbir korku duymadan çok rahat bir şekilde itiraflarda bulunuyorlar. Dışarıdan bakan biri olarak bu durum bana, Kürt partilerinin toplumsal tabanının çöktüğünü gösteriyor.”

“Halk için bir ütopya çiziyorlardı ama şimdi ortada bu kadar çok canlı tanıklık ve anlatı varken bunları artık inkar edemezler. Kaç kişinin yalan söylediğini iddia edebilirsiniz? Herkesin yalancı, Ribwar Abdanan’ın ise tek doğru sözlü kişi olması imkansızdır!”

Sirvan şöyle devam etti: “Elimde o kadar çok belge ve delil var ki, yarın bir gün bir mahkeme kurulur ve bu partilerin liderleri hesap vermeye çağrılırsa, hepsini mahkemeye sunacağım.”

Ribwar Abdanan’ın son açıklamalarına tepki gösteren Sirvan şunları ekledi: “Yeni hiçbir şey söylemedi; sadece aceleyle her şeyi inkar edip durmadan ‘yalan’ dedi. Birinin ona şunu söylemesi gerek: Tamam, yalan olduğunu iddia ediyorsun; o halde müştekilerin de hazır bulunacağı bir mahkemeye çık ve yalan olup olmadığına mahkeme karar versin.”

“Eğer gerçekten gizleyecek bir şeyiniz yoksa tam olarak bunu yapın. Bir iddianız varsa mahkemeye sunun ve şikayetçi olun ki suç işleyen herkes cezasını çeksin. Ancak birinin bir yerde hata yapmış olması, benim de hata yapmamı haklı çıkarmaz; ‘O bunu yaptıysa benim de aynısını yapmaya iznim var’ demek nasıl bir mantıktır?”

Sirvan, IKHRW ile olan röportajının sonunda şu değerlendirmede bulundu: “İran Kürdistanı’ndaki bu silahlı partiler ve gruplar sadece halkın cehaletini ve yoksulluğunu istismar ediyor. Dolayısıyla, bu bölgelerde halkın geçimi ve bilinçlenmesi için doğru düzgün çalışmalar yapılırsa, hiçbir Kürt genci, hatta ergenlik çağındaki çocuk bu gruplara katılmaz.”

“Güvensizliğin bu geri kalmışlığa yol açtığı kısır bir döngü olduğunu kabul ediyorum ancak hükümet bu sorunu çözmekle yükümlüydü. Siz veya ben bu sorunları ortadan kaldıramayız.”

“Araştırırlarsa görecekler ki, bu gruplara gidenlerin neredeyse tamamı veya en azından büyükçoğunluğu bunu bir ideoloji ya da inanç uğruna yapmıyor; çoğu toplumun çıkmaz sokaklarında sıkışmış kişiler. Yoksulluk, zorla evlendirilme, bağımlılık ve hatta sizin veya benim için komik gelebilecek ama babasından motosiklet isteyip reddedilen ve soluğu bu gruplarda alan bir genç için son derece ciddi olan sorunlar yüzünden gidiyorlar. Bu yüzden gerçek şu ki, halk onlara pek inanmıyor.”

Aktarılan içerik tamamen görüşülen kişinin beyanlarından ibaret olup, İran Kürdistanı İnsan Hakları Gözlemevi (IKHRW), bu iddiaların doğruluğuna ilişkin sorumluluğun yargı makamları ile doğrulama süreçlerine ait olduğunu belirtir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu