Kürt silahlı grubu PJAK’ın bir üyesi tarafından yayımlanan yeni bildiri, köklü bir dönüşümden ziyade taktiksel bir hamle ve söylemsel bir tereddüt işareti olarak değerlendirilebilir. Kuruluş aşamasında açıkça bağımsızlıkçı (independence-seeking) bir dil kullanan bu grup, şimdi “demokratik yakınlaşma”, “genel katılım” ve “demokratik siyasi sistem” gibi kavramlardan bahsetmektedir. Geçmişin incelenmesi, bu dil değişiminin daha önce ana örgüt PKK tarafından da tekrarlanan çok aşamalı bir sürecin devamı olduğunu göstermektedir.
Tarihi Kökler: 1978 Manifestosu’ndan Siyasi Dönüşlere
Bu değişimi daha iyi anlamak için PKK’nın kuruluş tarihine ve Abdullah Öcalan’ın rolüne bakmak gerekir:
Bağımsızlık Sloganlarıyla Kuruluş (1978): Öcalan, PKK’yı “Kürdistan Devriminin Yolu” manifestosuyla kurdu. Bu aşamada temel hedef, tam bağımsızlık ve bağımsız bir Kürdistan devletinin kurulmasıydı; silahlı mücadele ise bu hedefe ulaşmanın ana aracıydı.
Yakalama Sonrası Dönüş (1999): Öcalan’ın 1999’da yakalanmasının ardından, önceki mevzilerinden aniden uzaklaştı. Bağımsızlık yerine toprak bütünlüğünün korunmasından bahsetmeye başladı ve “Demokratik Konfederalizm” gibi kavramlar bağımsızlık sloganının yerini aldı.
Silahlı Mücadeleye Son Verme İlanı (2025): Son önemli değişim olarak PKK, 2025 yılında silahlı mücadeleyi bıraktığını resmen ilan ederek askeri eylemin yerini siyasi faaliyetlerin alacağını iddia etti.
PJAK’ın Ana Örgütle Çelişkisi: Silah Bırakmama Israrı
Kritik nokta şudur: PKK’nın İran kolu olan PJAK, bu değişimi (silahlı mücadelenin durdurulması) kabul etmedi. PKK’nın aksine bu grup, sembolik olarak bile silah bıraktığını ilan etmeye yanaşmadı. İran Kürdistanı İnsan Hakları Gözlemevi (IKHRW) arşivlerinde kayıtlı olan ve yakında yayımlanacak olan ayrılan üyelerle yapılan görüşmelere göre; PJAK, kendi güçleri arasında hâlâ bağımsızlıkçı söylemi ve Kürdistan’ın bölünmesi planlarını teşvik etmeye devam etmektedir.
Eğitim Sorunu ve Dış Destekler
İç çelişkilerin yanı sıra, askeri eğitim ve dış destek meselesi de öne çıkmaktadır. IKHRW arşivlerindeki anlatılara göre, bazı karargâhlarda Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile bağlantılı eğitim personelinin varlığı bildirilmiştir. Bu gerçek, hareketin bölgede etkili bir şekilde dış güçlerin askeri kolu olarak işlev gördüğünü göstermektedir.
Bu Bildiri Neden Nisan 2026’da Yayımlandı?
Bildirinin yayımlanma zamanlaması taktiksel doğasını ele vermektedir:
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri gerilimleriyle aynı zamana denk gelmektedir.
Sokaklardaki yaygın halk varlığıyla uyum sağlayarak kamuoyu ile arasındaki mesafeyi kapatmaya çalışmaktadır.
İran’ın Kürdistan Bölgesi’ndeki karargâhlarına yönelik artan güvenlik baskılarına ve saldırılarına bir yanıt niteliğindedir.
Sonuç: Gerçek Ölçüt Pratik Davranıştır
Bu bildirinin mesajı, İranlı Kürtleri İran toplumunun bir parçası olarak tanımlarken, şikâyetlerinin yalnızca hükümet yapısıyla olduğunu göstermeye çalışmaktadır. Ancak bu dil değişimi görünüşte olumlu olsa da silahlı mücadelenin devam etmesi ve iç kemikleşmiş tutumlar göz önüne alındığında, mevcut çıkmazdan kurtulmak için yapılan bir siyasi manevraya benzemektedir.
Gerçek ölçüt, pratik uygulamadır. Doğrulanmış bir silah bırakma, bağımsızlıkçı söylemden gerçek bir uzaklaşma ve siyasi katılımın pratikte kabulü görülmediği sürece, bu kelime değişikliği yalnızca zorlu koşulları atlatma çabası olarak görülecektir.





