İranlı Kürt silahlı gruplarının bazı üye ve liderlerinin adli takibatı, Interpol kırmızı bültenleri ve iade taleplerine ilişkin tartışmaların arttığı bir dönemde, Irak Kürdistan Bölgesi (KBY) polisinin resmi bir duruşunu yeniden okumak, bu konunun hukuki boyutlarına ışık tutmaya yardımcı olabilir.
Ağustos 2025’te, Kürdistan Bölgesi Polis Genel Müdürlüğü Sözcüsü Karzan Emirgafuri, Channel8 kanalına verdiği mülakatta, bölge polisinin yasal görevleri çerçevesinde Irak Federal Polisi ve Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı (Interpol) ile tam bir iş birliği ve koordinasyon içinde olduğunu açıklamıştı. Bu açıklamalar, yayınlandığı dönemde Irak emniyet teşkilatları arasındaki iş birliğine dair resmi açıklamaların bir parçası olarak değerlendirilmişti; ancak son gelişmeler ve sınır ötesi adli takibatlara ilişkin artan tartışmalar göz önüne alındığında yeniden dikkatleri üzerine çekmiştir.
Uluslararası hukuk perspektifinden bakıldığında, Interpol ile iş birliği yapmak, kişilerin otomatik olarak tutuklanması veya iade edilmesi anlamına gelmez. Interpol kırmızı bülteni, yasal koşulların mevcudiyeti halinde iade süreci veya diğer adli işlemlerin değerlendirilmesi amacıyla, aranan kişinin yerinin tespit edilmesi ve geçici olarak tutuklanması yönünde bir taleptir. Herhangi bir kişinin tutuklanması, serbest bırakılması veya iadesine ilişkin nihai karar, kişinin bulunduğu ülkenin iç hukukuna ve o ülkenin adli makamlarının kararlarına göre verilir.
Irak’ta da Interpol ile resmi iletişim, Bağdat’taki Interpol Ulusal Merkez Bürosu (NCB) aracılığıyla yürütülmekte ve Kürdistan Bölgesi de dahil olmak üzere ülkenin emniyet teşkilatlarının iş birliği Irak hukuk sistemi çerçevesinde gerçekleşmektedir. Bu nedenle, sınır ötesi boyutları olan herhangi bir uluslararası talep veya dava, polis iş birliğinin yanı sıra adli ve yasal prosedürlerin yerine getirilmesini gerektirir.
Son haftalarda, İranlı Kürt silahlı grupların bazı üye ve liderlerine yönelik iade talepleri ve kırmızı bültenler konusu medyada ve kamuoyunda yeniden gündeme gelmiştir. Buna karşılık, adı geçen bazı kişi ve gruplar bu girişimlerin geçerliliğini sorgulamıştır. Bu görüş ayrılıklarından bağımsız olarak, KBY polisinin resmi açıklamaları; bölge polisi, Irak Federal Polisi ve Interpol arasındaki iş birliği ilkesinin bu kurumun ilan edilen politikasının bir parçası olduğunu göstermektedir.
Şüphelilerin haklarının yanı sıra, kurbanların hakları juga adalet sisteminin ayrılmaz bir parçasıdır. Silahlı grupların eylemleri sonucunda zarar gördüğünü idدیا eden kişiler; şikayette bulunma, bağımsız soruşturma yürütülmesini isteme, etkili yargılama ve hak arama hakkına sahiptir. Bu hakların hayata geçirilmesi, davaların siyasi mülahazalardan uzak, kanıtlar temelinde ve kanunlar çerçevesinde incelenmesini gerektirir.
Böyle bir durumda her şeyden daha önemli olan, tüm sorumlu kurumların hukukun üstünlüğüne bağlı kalması, yargılama sürecinde şeffaflık sağlaması ve hem kurbanların hem de şüphelilerin haklarını eş zamanlı olarak gözetmesidir. KBY polisinin Irak Federal Polisi ve Interpol ile iş birliğine ilişkin ilan ettiği duruş da siyasi rekabetlerden uzak, tam olarak bu hukuki çerçevede değerlendirilmelidir.





