نسخه ترکی استانبولی بدون کادر و در قالب متنی استاندارد برای کپی راحت و بدون به هم ریختگی ترازبندی:
Turkish Translation
عنوان: İranlı Kürt Silahlı Grupların Arnavutluk’a Olası Nakli: Her Karara Kurbanların Haklarının Güvence Altına Alınması ve Adaletin Sağlanması Eşlik Etmelidir
زیر عنوان: İran Kürdistanı İnsan Hakları Gözlemevi (IKHRW), silahlı grupların coğrafi yer değişikliğinin hukuki sonuçları ve davacıların adalet arama hakkının korunmasının hayati gerekliliği konusunda uyarıyor.
متن: Son günlerde bazı Kürt medya organları ve resmi olmayan kaynaklar, İranlı Kürt silahlı partilerinin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nden (IKBY) Arnavutluk’a olası naklini bildirdi.
Bu raporlara göre, Kürdistan Bölgesi Başbakan Yardımcısı Kubat Talabani’nin yakın zamanda Arnavutluk’a yaptığı ziyaret, böyle bir planın değerlendirildiğine dair spekülasyonlara yol açtı. Bu konunun İran, Irak, Kürdistan Bölgesi ve diğer ilgili taraflar arasındaki güvenlik istişareleri çerçevesinde tartışıldığı iddia ediliyor. Bugüne kadar Irak, Kürdistan Bölgesi, Arnavutluk veya adı geçen partilerden hiçbir yetkili bu haberi doğrulamadı ya da yalanlamadı; dolayısıyla bu raporlar tamamen medya spekülasyonu düzeyinde kalmaktadır.
Bununla birlikte, böyle bir olasılığın gündeme gelmesi bile tüm ilgili tarafların önüne çok önemli bir meseleyi getirmektedir: İranlı Kürt silahlı partilerinin üyelerinin veya liderlerinin yerlerinin değiştirilmesine ilişkin olası herhangi bir karar, kurbanların, özel davacıların haklarını ve devam eden yargı süreçlerini kesinlikle göz ardı etmemelidir.
İran Kürdistanı İnsan Hakları Gözlemevi (IKHRW) İcra Direktörü Dr. Ali Farahmand, bu raporlara atıfta bulunarak, Halkın Mücahitleri Örgütü (MKO/Rajavi örgütü) üyelerinin Arnavutluk’a nakledilmesi konusundaki tarihsel deneyimin, etkili yargı mekanizmaları öngörülmeden alınan siyasi ve güvenlik kararlarının, kurbanların haklarına kavuşma yolunu yıllarca nasıl zorlaştırabileceğini gösterdiğini vurguladı. Bu nedenle, bu grupların transferine ilişkin her türlü olası karara en başından itibaren hukuki ve yargısal mülahazaların eşlik etmesi zorunludur.
Kendisine göre, geçtiğimiz yıllarda, bu grupların silahlı eylemlerinden kendileri veya aile üyeleri ciddi şekilde zarar gören bir dizi İran vatandaşı, avukatları aracılığıyla bu partilerin bazı liderleri ve üyeleri hakkında İran yargı makamları nezdinde davalar açmıştır. Bu davaları takip eden avukatlar da iç hukuk, uluslararası hukuk ve devletler arasındaki adli iş birliği mekanizmaları açısından bu şikayetlerin işleme konulmasında hiçbir hukuki çıkmaz bulunmadığını ve kişilerin olası yer değişikliklerinin adaletin tecellisine engel olmaması gerektiğini defalanca beyan etmişlerdir.
Kurbanların adalete erişim hakkı ilkesi, etkili tazminat ilkesi, adil yargılanma hakkı ve cezasızlıkla mücadele ilkesi, uluslararası insan hakları hukuku ve uluslararası ceza hukukunun, devletleri kişilerin coğrafi yer değişikliğinin sorumluluktan kaçmak için bir araç olarak kullanılmasını engellemekle yükümlü kılan tanınmış ilkeleridir. Ayrıca Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun ‘Suçtan ve Yetkinin Kötüye Kullanılmasından Mağdur Olanlar İçin Temel Adalet İlkeleri Bildirgesi’ de devletleri, mağdurların adli süreçlere ve tazminata etkili bir şekilde erişimini güvence altına almakla yükümlü kılmaktadır.
İran Kürdistanı İnsan Hakları Gözlemevi (IKHRW); Irak Hükümeti, Kürdistan Bölgesel Yönetimi, İran Hükümeti ve Arnavutluk dahil olmak üzere kabul etmesi muhtemel her devlete, bu kişilerin transferine ilişkin herhangi bir müzakere veya anlaşma olması durumunda, tüm adli davaların, özel şikayetlerin, adli yardımlaşma taleplerinin, hukuki dayanakların bulunduğu durumlarda iade taleplerinin ve diğer uluslararası adli iş birliği biçimlerinin durumunu herhangi bir karardan önce dikkatle değerlendirmeleri çağrısında bulunur.
Bu talep siyasi değil, kurbanların temel haklarından doğan bir taleptir. Hiçbir güvenlik paktı veya diplomatik karar, adalet arama hakkını zayıflatmamalı veya haklarında cezai iddialar bulunan kişilere fiili dokunulmazlık sağlamamalıdır. Adalet, kurbanların hakları da siyasi ve güvenlik mülahazalarıyla eş zamanlı olarak karar alma sürecinin merkezine yerleştirildiğinde ve hiçbir olası yer değişikliği adli hesap verebilirlik ve hakların aranması yolunu kapatmadığında anlam kazanır.





