Röportaj

Cenevre İmzasından Saha Doğrulamasına

İran Kürdistanı İnsan Hakları Gözlemevi'nin Dr. Rozhin Sarmadi ile İran Kürdistanı Demokrat Partisi (İKDP) Siyasi Bürosu'nun 2012 Yılında Çocuk Asker Kullanımını Önlemeye Yönelik Taahhüdü Üzerine Kritik Röportajı

İran Kürdistanı Demokrat Partisi ile Cenevre Çağrısı (Geneva Call) arasında 2012 yılında “Gönüllü Taahhüt Belgesi”nin imzalanması, silahlı çatışmalarda çocukların korunmasının güçlendirilmesi yönünde umutları artırmıştı. Bununla birlikte, sonraki yıllarda yayımlanan raporlar, bu taahhütlerin nasıl uygulandığı ve denetim mekanizmalarının etkinliği konusunda ciddi soruları gündeme getirdi. İran Kürdistanı İnsan Hakları Gözlemevi, uluslararası insancıl hukuk araştırmacısı Dr. Rozhin Sarmadi ile yaptığı bu kritik röportajda, bu belgenin hukuki boyutlarını, doğurduğu sorumlulukları ve devlet dışı silahlı grupların denetlenmesindeki zorlukları inceliyor.

Bu söyleşide Dr. Rozhin Sarmadi, 2012 taahhütnamesinin maddelerini açıklamanın yanı sıra belgenin imzacılarının kimliklerine de değiniyor. Bu taahhütname, İran Kürdistanı Demokrat Partisi (İKDP) Siyasi Bürosu adına Mostafa Shalmashi tarafından imzalanmış ve Cenevre Çağrısı nezdinde “gönüllü taahhüt” olarak tescil edilmiştir. Sarmadi’ye göre, böyle bir belgenin imzalanması, silahlı çatışmalarda çocukların korunmasına yönelik belirli bir dizi yükümlülüğün kabul edilmesi anlamına gelmektedir ve uygulamanın şeffaflık ile hesap verebilirlik içinde yürütülmesi beklenir.

İran Kürdistanı İnsan Hakları Gözlemevi: Sayın Hocam, öncelikle 2012 yılında imzalanan belgenin tam olarak hukuki niteliği nedir? Siyasi bir anlaşma mı yoksa insancıl hukuk taahhüdü mü?

Dr. Rozhin Sarmadi: Bu belge bir “Taahhütname”dir (Deed of Commitment); yani devlet dışı bir silahlı grubun, bir dizi insancıl kurala uyacağını resmi ve gönüllü olarak beyan etmesidir. Bu belge devletler arası bir antlaşma değildir, ancak kamuoyu nezdindeki güvenilirlik ve sorumluluk üstlenme açısından büyük önem taşır. Çünkü imzacı taraf, davranışlarını belirli standartlarla uyumlu hale getirmeyi ve denetleyici kurumların değerlendirmesine açık olmayı açıkça kabul etmektedir.

Gözlemevi: Sayın Hocam, bazı takipçiler bu belgenin imzalanmasının yalnızca sembolik bir eylem olduğunu düşünüyor. Belgenin İran Kürdistanı Demokrat Partisi’nin resmi bir temsilcisi tarafından imzalanmasının önemi nedir?

Dr. Sarmadi: Hayır, bu belge devletler arası bir antlaşma olmasa da devlet dışı bir silahlı grubun resmi temsilcisi tarafından imzalanması oldukça önemlidir. Bu vakada Mostafa Shalmashi, İran Kürdistanı Demokrat Partisi Siyasi Bürosu adına; grubun 18 yaş altındaki bireyleri devşirmekten ve kullanmaktan kaçınacağını, yaş sınırının altındaki kişilerin tespit edilmesi halinde askeri yapılardan çıkarılacağını, çocukların korunması için iş birliği yapacağını ve bu taahhütlerin uygulanmasının denetlenmesine imkan tanıyacağını taahhüt etmiştir. Dolayısıyla imza sadece törensel bir hareket değil; grubun sonraki saha performansını ölçmek için bir temel niteliğindedir.

Gözlemevi: İmzacı grubun bu belgedeki en önemli taahhütleri nelerdir?

Dr. Sarmadi: En önemli taahhüt, silahlı çatışmayla bağlantılı herhangi bir faaliyette 18 yaş altındaki bireylerin devşirilmesinden veya kullanılmasından kaçınılmasıdır. Buna ek olarak belge; yaş sınırının altındaki kişilerin tespit edilip askeri yapılardan çıkarılmasını, zarar gören çocukların korunması için iş birliği yapılmasını, güçlerin bu taahhütler konusunda eğitilmesini ve denetim mekanizmalarıyla iş birliği yapılmasını vurgulamaktadır. Dolayısıyla konu sadece “ön saflarda yer almamak” değil, çocukların askeri yapının tamamen dışında tutulması ilkesidir.

Gözlemevi: Bir gruba bağlı kamplarda veya yapılarda gençlerin/ergenlerin bulunduğuna dair raporlar yayımlanırsa, bu durum taahhütnamenin ruhuyla çelişir mi?

Dr. Sarmadi: Eğer bu tür raporlar güvenilir kanıtlarla ve bağımsız doğrulamalarla tescillenirse, taahhütlere bağlılık düzeyi hakkında ciddi sorular doğurabilir. Uluslararası insancıl hukukta, sadece unvanların değiştirilmesi veya “eğitim”, “kültürel faaliyet” ya da “genç peşmerge” gibi ifadelerin kullanılması, durumun gerçek mahiyetinin incelenmesini tek başına engellemez; nihai değerlendirme sahadaki somut koşullara bağlıdır.

Gözlemevi: İran Kürdistanı İnsan Hakları Gözlemevi tarafından yayımlanan bazı raporlarda, ailelerin çocuklarıyla iletişim kurmakta zorlandıklarından veya çocukların sivil hayata dönmelerinin önündeki engellerden bahsediliyor. Bu konunun hukuki açıdan önemi nedir?

Dr. Sarmadi: Eğer bu raporlar doğruysa, mesele sadece küçük yaştaki bireylerin devşirilmesi konusuyla sınırlı kalmaz. Aile bağlarının korunması, eğitime erişim ve sivil hayata dönüş imkanı, çocuk korumanın en önemli unsurlarındandır. Bu alanlardaki her türlü haksız kısıtlama insan hakları endişeleri doğurabilir ve bağımsız bir inceleme gerektirir.

Gözlemevi: İran Kürdistanı İnsan Hakları Gözlemevi’nin son yıllarda yayımladığı raporlar; gençlerin durumu, ailelerin çocuklarıyla olan iletişimi ve küçük yaştaki bireylerin silah altına alındığı iddialarına dair hususları gündeme getirdi. Bu raporları 2012 taahhütnamesi ışığında nasıl değerlendirmek gerekir?

Dr. Sarmadi: Eğer bu tür raporlar bağımsız araştırmalar ve güvenilir kanıtlarla doğrulanırsa, grubun kabul ettiği taahhütlere uyma derecesini değerlendirmek için bir temel oluşturabilir. Bu taahhütnamenin önemi tam olarak buradadır; resmi vaatler ile pratik uygulamalar arasında bir karşılaştırma yapma imkanı sunar. Aynı zamanda, hukuki açıdan “bir raporda ortaya atılan iddia” ile “kanıtlanmış ihlal” arasında ayrım yapılmalı ve nihai bir sonuca varmak için bağımsız doğrulamaya dayanılmalıdır.

Gözlemevi: Bazı eleştirmenler, Cenevre Çağrısı’nın bu belgeler imzalandıktan sonra bunları denetlemek ve uygulamak için yeterli araçlara sahip olmadığını savunuyor. Bu eleştiriyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dr. Sarmadi: Bu eleştiri bir dereceye kadar haklıdır. Cenevre Çağrısı’nın modeli esasen diyalog, ikna ve izleme üzerine kuruludur; yaptırım uygulamak için adli veya yürütme gücüne sahip değildir. Bu nedenle başarısı, büyük ölçüde imzacı grubun iş birliğine ve bağımsız gözlemcilerin erişim imkanına bağlıdır. Eğer erişim kısıtlıysa veya bilgiler bağımsız olarak doğrulanamıyorsa, taahhütlerin yerine getirilip getirilmediğini değerlendirmek zorlaşacaktır.

Gözlemevi: Böyle bir belgenin tek başına imzalanması, çocuk haklarına gerçek bir bağlılığın göstergesi olarak kabul edilebilir mi?

Dr. Sarmadi: Hayır. İmza bir son değil, başlangıç noktasıdır. Asıl kriter saha davranışı, şeffaflık, hesap verebilirlik ve bağımsız denetim imkanıdır. Her türlü bağlılık iddiası, pratik ve doğrulanabilir adımlarla desteklenmelidir.

Gözlemevi: İran Kürdistanı İnsan Hakları Gözlemevi raporlarında, taahhütnamenin imzalanmasından sonra da bazı endişe verici kalıpların devam ettiğine dair iddialar yer alıyor. Bu tür raporların hukuki değerlendirmeye etkisi nedir?

Dr. Sarmadi: Bu raporlar, bağımsız incelemeler ve daha derin araştırmalar talep edilmesi için bir zemin oluşturabilir. Ancak hukuki açıdan “rapor”, “iddia” ve “kanıtlanmış bulgu” arasında ayrım yapılması şarttır. En doğru yaklaşım, tarafsız kurumların sahaya erişim sağlayarak bu durumları doğrudan doğrulaması veya reddetmesidir.

Gözlemevi: Bu tür taahhütnamelerin etkinliğini artırmak için hangi adımlar atılmalıdır?

Dr. Sarmadi: Bence birkaç pratik adımın atılması zorunludur:

  1. Devlet dışı silahlı gruplara bağlı kampların ve merkezlerin yerinde denetlenmesi için düzenli ve bağımsız saha inceleme mekanizmalarının kurulması.

  2. Taahhütlerin uygulanma düzeyi ve alınan düzeltici önlemler hakkında periyodik ve kamuya açık raporların yayımlanması.

  3. Ailelerin çocuklarıyla iletişim kurabilmeleri ve misilleme korkusu olmadan şikayette bulunabilmeleri için güvenli kanalların sağlanması.

  4. Çocukların ve gençlerin eğitime ve sivil hayata geri dönebilmeleri için bağımsız entegrasyon programlarının tasarlanması.

  5. Saha verilerini doğrulamak amacıyla uluslararası kuruluşlar, çocuk koruma örgütleri ve yerel aktörler arasında daha yakın bir iş birliğinin geliştirilmesi.

  6. Sadece kağıt üzerinde imza atılmasını bir başarı saymak yerine, imzacı gruplarla yürütülen uluslararası ilişkilerin, taahhütlerin uygulandığına dair doğrulanabilir kanıtlar sunulması şartına bağlanması.

Gözlemevi: Son olarak, uluslararası kuruluşlara yönelik en önemli mesajınız nedir?

Dr. Sarmadi: En büyük risk, bir belgenin imzalanmasının, hesap verebilirlik sürecinin başlangıcı olmak yerine sonu haline gelmesidir. İnsancıl taahhütnamelerin gücü ve güvenirliği; bağımsız denetim, şeffaflık ve sürekli değerlendirme var olduğunda korunur. Nihayetinde çocukları koruyan şey bir belgenin metni değil, o belgede yer alan yükümlülüklerin sahada gerçek ve doğrulanabilir şekilde uygulanmasıdır.

İnanıyorum ki uluslararası kuruluşlar sadece bir “gönüllü taahhüt” imzasını başarının ölçütü olarak görmemelidir. Başarı; taahhütlerin sürekli izlenmesi, bağımsız raporların yayımlanması, gözlemcilerin grupların konuşlandığı yerlere erişiminin garanti edilmesi ve çocuk hakları ihlallerine dair güvenilir iddialar ortaya atıldığında tarafsız ve şeffaf incelemelerin yapılması durumunda elde edilir. Ancak bu tür koşullarda insancıl belgelerin kağıt üzerindeki vaatlerin ötesine geçtiğinden ve çocuklar için gerçek bir korumaya dönüştüğünden emin olabiliriz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu