31 Mart 2026 Salı öğleden sonra, Kirmanşah şehrinin Şeriati mahallesi, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’e atfedilen füze saldırılarının hedefi olmuştur. Tamamen sivil bir bölgede gerçekleşen bu saldırı, insani ve maddi bir felakete yol açmıştır:
İnsani Kayıplar: Enkaz altından 3 sivilin cansız bedenine ulaşılmış, 2 mahalle sakini ise arama-kurtarma ekipleri tarafından sağ olarak kurtarılmıştır.
Maddi Yıkım: 9 konut tamamen yerle bir olmuş, yaklaşık 30 konut ise yapısal ve mimari açıdan ağır hasar görmüştür.
Uluslararası İnsancıl Hukuk (UİH) İhlalleri Analizi
Kirmanşah’ın yerleşim dokusunun hedef alınması, birçok uluslararası emredici kuralın (Jus Cogens) doğrudan ihlalidir:
Ayrım Gözetme İlkesinin İhlali (Principle of Distinction): 1977 tarihli 1. Ek Protokol’ün 48. maddesi uyarınca, çatışmanın tarafları her zaman sivil halk ile askeri hedefler arasında ayrım yapmak zorundadır. Herhangi bir askeri hedefin bulunmadığı Şeriati mahallesine yapılan saldırı, bu ilkenin kökten ihlalidir.
Orantısız Saldırı Yasağı (Proportionality): 51 (5) (b) maddesi uyarınca, beklenen somut ve doğrudan askeri avantaja kıyasla, sivil can kaybı veya sivil nesnelere verilecek hasarın aşırı (excessive) olması beklenen saldırılar yasaktır. Belirsiz bir hedef için 39 evin tahrip edilmesi, orantısızlığın açık bir kanıtıdır.
Sivil Mülkiyetin Dokunulmazlığı: 1. Ek Protokol’ün 52. maddesi, konutlara özel bir koruma sağlar. Bu yapılar meşru bir askeri hedefe dönüşmediği sürece (ki bu olayda böyle bir durum yoktur) hedef alınmaları yasa dışıdır ve suç teşkil eder.
Cezai Sorumluluk ve Savaş Suçları
Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Roma Statüsü’nün 8. maddesi uyarınca; çatışmalarda yer almayan sivil nüfusa veya sivil nesnelere karşı kasten saldırı düzenlemek “Savaş Suçu” (War Crime) kategorisindedir. Şeriati mahallesi saldırısında ihtiyat ve orantılılık ilkelerine uyulmaması, failler üzerine ağır bir uluslararası ve cezai sorumluluk yüklemektedir.
Sonuç
Kirmanşah saldırısı, kentsel dokudaki yıkımın boyutu göz önüne alındığında, insancıl hukukun ciddi ve ağır bir ihlalidir. Failler, sadece kamu vicdanı önünde değil, aynı zamanda uluslararası hukuk gereğince vatandaşların yaşam ve güvenlik haklarının gasp edilmesinden sorumlu tutulmalı ve mahalle sakinlerine verilen maddi zararları tazmin etmekle yükümlü kılınmalıdır.





