Yerel raporlara göre, 16 Mart sabahı saat 10:30 sularında Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’e atfedilen bir saldırı Divandere şehrini hedef almıştır. Bu saldırı sonucunda en az üç sivil hayatını kaybetmiş ve 28 kişi yaralanmıştır.
Bu olayda hayatını kaybedenler: Postane çalışanı Hamed Saidi, yerel esnaftan Fereydoun Amini ve olay yerinde yaya olarak bulunan Samira Sharifi‘dir. Raporlar, kurbanların sivil vatandaşlar olduğunu göstermektedir; bu durum, saldırı sırasında uluslararası insancıl hukukun temel kurallarına uyulup uyulmadığına dair ciddi soruları gündeme getirmektedir.
Uluslararası İnsancıl Hukuk Analizi
Ayrım Gözetme İlkesi (Distinction): Uluslararası insancıl hukukta ayrım gözetme ilkesi en temel kurallardan biridir. 1977 Cenevre Sözleşmeleri 1. Ek Protokolü’nün 48. maddesi uyarınca, çatışmanın tarafları her zaman askeri hedefler ile siviller arasında ayrım yapmak zorundadır. Ayrıca aynı protokolün 51. maddesinin 2. fıkrası, sivillere yönelik her türlü doğrudan saldırıyı yasaklamaktadır. Bu saldırının kurbanlarının sivil olduğu kanıtlanırsa, bu eylem temel ilkenin ihlali olarak değerlendirilebilir.
Orantılılık İlkesi (Proportionality): Orantılılık ilkesi, silahlı çatışma hukukunun bir diğer önemli kuralıdır. 1. Ek Protokol’ün 51. maddesinin 5. fıkrasının (b) bendi uyarınca, beklenen askeri avantaja kıyasla sivil kayıpların veya hasarın aşırı olması beklenen saldırıların yapılması yasaktır. Dolayısıyla, eğer insan kayıpları öngörülebilirse ve olası askeri hedeflerle orantısızsa, bu saldırı orantılılık ilkesinin ihlali sayılabilir.
İhtiyat İlkesi (Precaution): Ayrıca, 1. Ek Protokol’ün 57. maddesi, saldırıda ihtiyat ilkesini vurgulamaktadır. Bu ilkeye göre çatışan taraflar, sivillere gelebilecek zararı en aza indirmek için mümkün olan tüm önlemleri almakla yükümlüdür; buna hedefin niteliğinin dikkatle incelenmesi, siviller için en az tehlike arz eden saldırı yöntemlerinin seçilmesi ve mümkünse sivil zarar riskinin yüksek olduğu durumlarda saldırıdan kaçınılması dahildir.
Sivil Malların Korunması: Aynı protokolün 52. maddesinin 1. fıkrasına göre, askeri harekata etkin bir katkı sağlamadıkları sürece sivil mallar ve altyapılar da saldırı hedefi olmamalıdır. Bu tür koşullar olmaksızın sivil tesislerin veya binaların hedef alınması, bu kuralın ihlali olarak görülebilir.
Uluslararası İnsan Hakları ve Savaş Suçu Sorumluluğu
Uluslararası insan hakları perspektifinden de Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 6. maddesi, her insanın doğal yaşama hakkını tanır ve devletleri bu hakkı korumakla yükümlü kılar. Sonuç olarak, sivil ölümlerine yol açan saldırılar, ilgili devletlerin uluslararası sorumluluğunu doğurabilir.
Son olarak, eğer bir saldırı kasıtlı olarak sivillere karşı yapılmışsa veya sivil kayıplara karşı bariz bir ihmalle gerçekleştirilmişse; bu davranış, Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü’nün 8. maddesi uyarınca “sivil nüfusa karşı kasten saldırı düzenlemek” veya “orantısız sivil kayba yol açacağını bilerek saldırı gerçekleştirmek” gibi başlıklar altında savaş suçu olarak incelenebilir.








