Bu rapor, Uluslararası Af Örgütü İspanya Şubesi Çocuk Hakları Ekibi Üyesi Ana Sánchez Moncayó tarafından kaleme alınan ve 12 Şubat 2025 tarihinde kurumun resmi web sitesinde yayımlanan “Çocuk Savaşçılar: Bir Silahlı Çatışmada Çocukluk Nereye Gider?” başlıklı makaleye dayanarak hazırlanmıştır. Söz konusu çalışma; Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Sudan, Güney Sudan ve Haiti gibi ülkelerdeki çağdaş çatışmalarda çocukların silahlı kuvvetler ve gruplar tarafından kullanılmaya devam etmesini ve bunun insan hakları üzerindeki ağır sonuçlarını incelemektedir.
Çocuk Savaşçılığı: Kesintisiz Devam Eden Bir İhlal
Savaş zamanlarında çocukların korunmasına yönelik onlarca yıldır yürütülen uluslararası çabalara rağmen, çocukların silahlı kuvvetler ve gruplar tarafından kullanılması, uluslararası insan hakları ve uluslararası insani hukuk ihlallerinin en ciddilerinden biri olmaya devam etmektedir.
Uluslararası Af Örgütü İspanya raporu, çağdaş savaşlarda çocukların hedef alınmasının yalnızca savaş alanındaki varlıklarıyla sınırlı olmadığını vurgulamaktadır. Silahlı grupların bünyesine katılan çocuklar; savaşçı, ulak, mühimmat taşıyıcısı, destek personeli, casus veya cinsel şiddet mağduru olarak kullanılabilmektedir. Bu açıdan bakıldığında, “silahlı grupla ilişkili çocuk” kavramı, geleneksel “elinde silah olan çocuk” imgesinden çok daha geniş bir kapsama sahiptir.
Raporda atıf yapılan Birleşmiş Milletler verilerine göre 2023 yılı, savaş bölgelerindeki çocuklar için en kötü dönemlerden biri olmuş ve çocuklara yönelik ağır ihlaller bir önceki yıla göre belirgin bir artış göstermiştir. Bu süreçte cinsiyet, yaş, etnik köken ve toplumsal koşullar, çocukların kırılganlık düzeyini belirleyen temel unsurlar arasında yer almıştır.
Silahlı Gruplar Çocukları Neden Örgüte Katıyor?
Uluslararası Af Örgütü raporu, çocukların silahlı gruplara katılımının çoğu vakada özgür bir tercihin sonucu olmadığını; aksine yoksulluk, toplumsal yapıların çöküşü, eğitim imkânlarının yokluğu, güvenlik tehditleri, yerinden edilme veya ailevi baskılar gibi ağır şartların bir ürünü olduğunu göstermektedir.
Sudan ve Güney Sudan’da çocuklar öyle koşullarla karşı karşıya kalmışlardır ki silahlı gruplara katılmak, bazıları için temel ihtiyaçları karşılamanın veya kendilerini ve ailelerini korumanın tek yolu olarak görülmüştür. Bu tür durumlarda, çocuk görünüşte “gönüllü” olarak bir gruba katılmış olsa bile, zorlayıcı çevresel koşullar dikkate alınarak gerçek rıza kavramı sorgulanmalıdır.
Rapor ayrıca silahlı grupların çocukların kırılganlığından istifade ettiği uyarısında bulunmaktadır; zira çocuklar propaganda, ideolojik baskı veya koruma vaatlerinden çok daha kolay etkilenmektedir.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti: Zorla Örgüte Katma Döngüsünün Sürmesi
Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin doğusunda silahlı grupların yayılması ve çatışmaların şiddetlenmesi, çocukların zorla örgütlere katılması riskini tırmandırmıştır. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri; çocukların zorla silah altına alınması, cinsel şiddet, insan kaçırma ve sivillere yönelik saldırı raporlarına ilişkin uyarılarda bulunmaktadır.
Bu örnek, silahlı grupların nüfuz alanlarında çocukların yalnızca şiddetin doğrudan mağduru olmadığını, aynı zamanda savaş mekanizmasının bir parçası haline getirildiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Haiti: Yoksulluk ve Şiddet Arasında Sıkışan Çocuklar
Uluslararası Af Örgütü’nün Haiti raporu, güvenlik mimarisinin çöküşünün ve silahlı çetelerin başkentin çeşitli bölgelerindeki kontrolünün çocukları aşırı bir tehlikeyle karşı karşıya bıraktığını göstermektedir.
Bu tabloda pek çok çocuk; sosyal koruma eksikliği, eğitim imkânlarının bulunmaması ve güvenlik tehditleri nedeniyle silahlı grupların çekim alanına girmektedir. Rapor, bu gruplara dâhil olan çocukların yalnızca şiddet faili olarak değil, her şeyden önce birer mağdur olarak görülmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Silahlı Çocuktan Mağdur Çocuğa: İnsan Hakları Yaklaşımındaki Dönüşüm
Raporun en önemli noktalarından biri, çocuk savaşçılığı olgusuna bakıştaki zihniyet dönüşümüdür. Çağdaş insan hakları çerçevesinde, silahlı bir yapının içerisinde yer alan bir çocuk -bazı şiddet eylemlerine katılmış olsa bile- her şeyden önce yetişkinlerin ve silahlı yapıların yarattığı koşulların bir mağdurudur.
Bu doğrultuda; Silahsızlandırma, Terhis, Rehabilitasyon ve Yeniden Entegrasyon (DDR) programları, istismara maruz kalmış çocukları cezalandırmaya değil; psikolojik destek, eğitim ve normal hayata dönüş süreçlerine odaklanmalıdır.
İran Kürdistanı İnsan Hakları Gözlemevi Belgeleriyle Karşılaştırma
Uluslararası Af Örgütü raporunda ortaya konulan standartlar, İran ve Irak’ın Kürt bölgelerindeki silahlı gruplarla ilişkili çocuk meselesinin incelenmesinin önemini vurgulamaktadır.
İran Kürdistanı İnsan Hakları Gözlemevi (IKHRW), geçmiş yıllarda yayımladığı raporlarında ve belgelerinde; reşit olmayan gençlerin silahlı gruplar tarafından örgüte katılması, 18 yaş altı bireylerin askeri yapılardaki varlığı, askeri eğitimler, gençlerin propaganda malzemesi yapılması ve bu süreçlerin insani sonuçları üzerine odaklanmıştır.
Uluslararası Af Örgütü raporundaki çerçeve uyarınca, çocuk savaşçılığı incelemesi yalnızca bir gencin eline silah alıp almadığı sorusuyla sınırlı tutulmamalı; şu sorular temel alınmalıdır:
-
Çocuk, askeri ve operasyonel hedefleri olan bir yapıya dâhil edilmiş midir?
-
Çocuğun özgürce karar verme imkânı var mıdır?
-
Çocuğun ailesiyle, eğitim hayatıyla ve normal yaşamıyla bağı kesilmiş midir?
-
Silahlı grup, çocuğun küçük yaşta olmasını örgütsel amaçları için kullanmış mıdır?
Kürt silahlı gruplarına ilişkin dosyalarda, örneğin IKHRW’nin Komala kampındaki gençler hakkındaki raporlarında, Fereydoun Salehi (Fardin Salehi) vakasında ve reşit olmayan kişilerin silahlı yapılara katılmasına dair belgelere yer verilen çalışmalarda tam olarak bu kriterler önem kazanmaktadır.
Ayrıca bazı silahlı grupların “Geneva Call (Cenevre Çağrısı) Taahhütnamesi” gibi mekanizmalar çerçevesinde çocukların kullanılmayacağına dair beyan ettikleri taahhütler; devlet dışı silahlı grupların dahi reşit olmayan kişilerin örgüte katılmasının ve kullanılmasının hukuki ve ahlaki sorumluluklarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu kabul ettiklerini göstermektedir.
Sonuç
Uluslararası Af Örgütü İspanya raporu, çocuk savaşçılığının yalnızca Afrika veya Orta Doğu’nun uzak savaş bölgelerine ait bir sorun olmadığını; silahlı grupların faaliyet gösterdiği her yerde çocukların savaş aracına dönüştürülme riskinin bulunduğunu hatırlatmaktadır.
Küresel deneyimler, çocukları koruma sorumluluğunun yalnızca devletlerin omuzlarında olmadığını; devlet dışı silahlı grupların da çocukları örgüte katmaktan, eğitmekten ve kullanmaktan kaçınmakla yükümlü olduğunu göstermektedir.
Kürt bölgeleriyle ilgili vakaların incelenmesi, asıl meselenin çocuğun elinde bir silahın bulunup bulunmamasının ötesinde olduğunu ortaya koymaktadır. Temel mesele, reşit olmayan bir insanın güvenlik, eğitim, doğal gelişim ve bağımsız bir gelecek hakkından mahrum bırakılmasıdır; bu durum, silahlı çatışmalardaki çocuklara yönelik her türlü insan hakları incelemesinin merkezinde yer almalıdır.





